NASA’nın mart ayında fırlatılan yeni uzay kâşifi SPHEREx, altı aylık yoğun bir çalışmanın ardından gökyüzünün tamamını kapsayan ilk kızılötesi haritasını tamamladı. İnsan gözünün göremeyeceği tam 102 farklı dalga boyunda çekilen bu görüntüler, evrenin üç boyutlu yapısını anlamamız için devrim niteliğinde veriler sunuyor.
Jet İtki Laboratuvarı (JPL) tarafından yönetilen bu görev, evrenin sadece nasıl göründüğünü değil, aynı zamanda nasıl evrildiğini de incelemeyi hedefliyor. SPHEREx, Büyük Patlama’nın hemen ardından gerçekleşen genişleme dönemine dair ipuçları toplarken, galaksilerin milyarlarca yıllık yolculuğunu ve yaşamın yapı taşlarını araştırıyor.
İşte evrenin bugüne kadarki en detaylı ve renkli 3D haritası:
SPHEREx’i diğer teleskoplardan ayıran en büyük özelliği, sahip olduğu geniş görüş açısı ve yüksek renk hassasiyetidir. Uzmanlar tarafından bir „mantis karidesine“ benzetilen bu teleskop, her gün gökyüzünün farklı bir kesitini tarıyor. Her bir pikselde 102 farklı kızılötesi rengi ayırt edebilen sistem, kozmik nesneler hakkında benzersiz bir derinlik sağlıyor.
Bu teknoloji sayesinde bilim insanları, galaksilerin sadece yerini belirlemekle kalmıyor, aynı zamanda Dünya’ya olan uzaklıklarını da hassas bir şekilde ölçebiliyor. Mevcut iki boyutlu haritalar, SPHEREx’in verileriyle birleştiğinde evrenin devasa bir üç boyutlu modeline dönüşüyor. Bu durum, kozmik yapıların dağılımını anlamamızı kolaylaştırıyor.
Spektroskopi teknolojisi: Görünmeyeni gören filtreler
Teleskobun başarısının ardında „spektroskopi“ adı verilen kritik bir teknik yatıyor. Bu yöntem, bir kaynaktan gelen ışığın bileşen dalga boylarına ayrılması işlemidir. SPHEREx, üzerindeki dedektörler ve 17 renkli gradyan filtre içeren sistemiyle ışığı parçalarına ayırarak uzak cisimlerin kimyasal yapısını ve sıcaklığını doğrudan analiz edebiliyor.
Kızılötesi ışık, normalde görünür ışığı engelleyen yoğun toz bulutlarının içinden kolayca geçebilir. Bu sayede SPHEREx, yıldızların ve gezegenlerin oluştuğu „bebek odalarını“ doğrudan gözlemleme şansı buluyor. Toz bulutlarının ardındaki bu gizli dünyalar, galaksimizin evrimini anlamak isteyen gökbilimciler için paha biçilemez bilgiler içeriyor.
Büyük patlama ve yaşamın izleri: SPHEREx neyi arıyor?
Misyonun temel amaçlarından biri, Büyük Patlama’dan sonraki saniyenin trilyonda birinden daha kısa sürede gerçekleşen „enflasyon“ dönemini incelemektir. Bu dönemde evrenin nasıl bu kadar hızlı genişlediği, bugünkü galaksi kümelerinin dağılımında gizli olan verilerle çözülmeye çalışılacak. SPHEREx, yüz milyonlarca galaksiyi bu amaçla tarıyor.
Ayrıca teleskop, kendi galaksimizdeki yıldız oluşum bölgelerinde bulunan su buzu ve organik molekülleri de takip ediyor. Yaşam için gerekli olan bu temel bileşenlerin evrendeki dağılımı, başka dünyalarda hayat olup olmadığı sorusuna yanıt bulmamıza yardımcı olabilir. İki yıllık ana görevi boyunca teleskop, bu taramayı üç kez daha tekrarlayacak.
James Webb ve SPHEREx teleskopları arasında nasıl bir farklılık var?
Birçok kişi SPHEREx’i James Webb Uzay Teleskobu (JWST) ile karşılaştırsa da bu iki araç aslında birbirini tamamlayan rollere sahip. James Webb, evrenin çok küçük bir noktasına odaklanarak inanılmaz detaylar yakalarken; SPHEREx tüm gökyüzünü tek seferde tarayabilen panoramik bir bakış açısına sahip. Bu, ormanın tamamını tek bir karede görmek gibi.
SPHEREx’in topladığı geniş çaplı veriler, James Webb gibi daha spesifik gözlem araçları için bir yol haritası görevi görecek. Teleskop üzerindeki özel filtre sistemleri, her çekimde birden fazla renk katmanını aynı anda işleyebiliyor. Bu sayede gökyüzü haritası, daha önce elde edilmemiş bir veri yoğunluğu ve hızıyla başarıyla oluşturuluyor.
NASA’nın yayımladığı video:

