Kimimizin çocukluğunun kimimizin gençliğinin en heyecanlı saatlerini geçirdiği, internet kafelerin vazgeçilmezi olan Age of Empires, aradan geçen onca yıla rağmen popülerliğini asla yitirmeyen nadir yapımlardan biri. Tarih derslerini sevmemizi sağlayan, strateji kurma becerimizi geliştiren ve arkadaş ortamlarındaki rekabeti zirveye taşıyan bu efsane, sadece oynanışıyla değil, kendine has detaylarıyla da hafızalarımıza kazındı.
Bugün bile bir yerlerde o meşhur giriş müziğini duyduğumuzda ya da tanıdık bir replik işittiğimizde yüzümüzde istemsiz bir tebessüm oluşuyorsa bu oyunun hayatımızda bıraktığı izin ne kadar derin olduğunu anlayabiliriz. Hadi gelin o tozlu rafları biraz karıştıralım ve Age of Empires denince akla gelen, üzerinden yıllar geçse de unutamadığımız o efsanevi detaylara yakından bakalım.
Rüyalarımıza giren „Wololo“ sesi
Age of Empires dendiğinde akla gelen ilk şey tartışmasız o meşhur rahip sesidir. Birçoğumuzun hâlâ anlamını tam olarak bilmediği ama duyduğu anda tüylerini diken diken eden „Wololo“ repliği, oyun tarihinin en ikonik ses efektlerinden biri olarak kabul edilir. Düşman ordusunun üzerine gönderdiğimiz o yaşlı ve asalı rahiplerin, sadece birkaç kelimeyle en güçlü şövalyeleri bile kendi safımıza çekmesi, oyunun en sinir bozucu ama aynı zamanda en eğlenceli anlarından biriydi.
Rengi maviyken bir anda kırmızıya dönen ve artık bize saldırmaya başlayan o askeri gördüğümüzde yaşadığımız şok, bugün bile internette sayısız mizah içeriğine konu olmaya devam ediyor. Bu ses sadece bir oyun efekti değil, bir taraf değiştirme travması olarak zihnimizde yer etti.
Tarihin akışını değiştiren siyah arabalar
Tarihsel gerçekliğe dayanan bir oyunda, Orta Çağ’ın ortasında roket atar gibi taş fırlatan siyah bir spor araba görmek Age of Empires’a özel desek yalan olmaz. Oyunun hile kodları, en az oyunun kendisi kadar meşhurdur ve „Big Daddy“ yazdığımızda beliren o siyah araba, zorlandığımız görevlerin kurtarıcısı olmuştur. Sadece araba da değil, „Photon Man“ gibi kodlarla elde ettiğimiz lazer silahlı askerler, ok ve yayla savaşan medeniyetlere karşı kelimenin tam anlamıyla teknolojik bir şov yapmamızı sağlardı.
Hile yapmanın bu kadar keyifli ve eğlenceli olduğu başka bir strateji oyunu bulmak zordur çünkü Age of Empires, oyuncusuna tarihi baştan yazma özgürlüğünü en absürt yollarla bile sunmayı başarıyordu.
Sadece bir çekiçle dünya harikası inşa eden köylüler
Oyunun mantığına dair bugün bile üzerine konuştuğumuz en komik detaylardan biri de köylülerin çalışma prensibidir. Devasa kaleleri, surları ve hatta Dünya harikalarını inşa etmek için köylülerin elinde sadece küçücük bir çekiç olması her zaman yüzümüzü güldürmüştür.
Üstelik bir binayı daha hızlı bitirmek istediğimizde, inşaata on tane daha köylü eklerdik ve hepsi aynı anda o küçük çekiçleri sallayarak binayı saniyeler içinde dikerdi.
Şehir merkezindeki çan sesi
Huzur içinde tarlalarımızı ekerken, odunlarımızı toplarken duyduğumuz o acı siren sesi, yani Şehir Merkezi’ndeki çanın çalınması, hepimizin adrenalin seviyesini yükselten bir andı. Düşman saldırısı başladığında köylüleri korumak için o çana bastığımızda, haritadaki tüm işçilerin ellerindeki işi bırakıp Şehir Merkezi’ne koşuşturmasını unutmak mümkün değil.
Binanın içine saklanan köylülerin pencerelerden düşmana ok atması da köyün hep bir savunma yaptığının göstergesiydi. O dönemler çan sesi birçoğumuzun korkulu rüyası, birçoğumuzun ise en çok duymayı sevdiği sesti.
Bitmek bilmeyen odun ihtiyacı
Age of Empires oynayıp da „Wood needed“ (Odun lazım) uyarısını duymayan yoktur. Oyunun başında yemyeşil ormanlarla kaplı olan haritanın, oyunun sonlarına doğru tamamen çorak bir araziye dönüşmesi, bizim kaynak sömürme konusundaki başarımızın (veya acımasızlığımızın) bir kanıtıydı. Özellikle tarla yenilemek için sürekli oduna ihtiyaç duymamız, haritanın en ücra köşelerindeki ağaçlara bile göz dikmemize neden olurdu.
Odun bittiğinde yaşanan o çaresizlik hissi ve müttefiklerimize „Odun atın!“ diye yalvarmamız, oyunun ekonomik yönetiminin ne kadar kritik olduğunu hatırlatırdı. Bugün bile ormanlık bir alan gördüğümüzde aklımıza o pikselli ağaçların gelmesi, bu oyunun algımızı nasıl şekillendirdiğinin en basit göstergesi desek yalan olmaz.
Peki sizin Age of Empires’a dair unutamadığınız şeyler neler? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.

