Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Direktörü Rami Abdurrahman, Halep’in Kürt mahalleleri Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’deki Şam yönetimi operasyonlarını „barbarlık“ olarak niteledi.
Rudaw TV’ye verdiği demeçte sağlık tesislerinin Halep’teki saldırıların odağında yer aldığını vurgulayan SOHR Direktörü Rami Abdurrahman, Ahmed eş-Şara yönetiminin iddialarının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini söyledi.
Rami Abdurrahman’ın kurucusu ve direktörü olduğu Londra’da yerleşik Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) Suriye’deki çatışmaları uzaktan izleyip belgeliyor.
Gözlemevi, Suriye iç savaşına dair ölüm sayıları, çatışmalar ve insan hakları ihlallerine ilişkin hızlı veri sağlayan başlıca açık kaynaklardan biri olarak belli bir itibara sahip. Ancak sahadaki, habercilik standartları bakımından haklarında yeterli bilgi olmayan ağlar ve „kaynaklar“a dayandığı için yöntem ve doğruluk tartışmalarının konusu olabiliyor. SOHR uluslararası medya ve insan hakları kuruluşlarının Suriye’deki başlıca başvuru kaynaklarından biri olmasına karşın rejim yanlıları ve bazı araştırmacılarca şeffaflık ve teyit mekanizmaları açısından eleştirilebiliyor.
„Suriye ordusu sivil mahalleleri tanklarla istila ediyor“
Abdurrahman, „Suriyelileri koruduklarını iddia eden bu güçlerin, tanklarla sivil sokaklara ve Halid Fecir Hastanesi’ne nasıl girdiğini gördük. Şêx Meqsûd’un batısında araçlarında mahsur kalan yüzlerce sivilin [mahalleden] çıkmak için yaptığı insani çağrılar var ama mermiler onları hedef alıyor, o bölgeden çıkma imkanları yok“ dedi.
Medyadaki mahallede kontrol sağlandığına ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirten Abdurrahman, çatışmaların sürdüğünü ve yüzlerce yaralının tıbbi müdahale beklediğini söyleyerek insani durumu „tam anlamıyla bir felaket“ olarak niteledi.
„Kürtlerin elinde ağır silah yok, Şam yalan söylüyor“
Abdurrahman Şam yönetiminin, sivil mahallelerin Kürt güçlerince bombalandığı iddialarını „tamamen yalan“ olarak niteledi ve sahadaki askeri dengesizliğe dair ayrıntıları paylaştı:
„Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’deki Kürtlerin elinde ne bir top ne de ağır bir askeri araç vardı; sahip oldukları en güçlü silah küçük bir havan topuydu. Hatta bir grup lideri, hata sonucu El-Meydan mahallesini hedef aldıklarını ve sivil can kayıplarına neden olduklarını itiraf etti. Ancak Şam hükümeti dün akşamdan şafağa kadar bu sivil bölgelere ‘histerik’ bir bombardıman uyguladı.“
„Barrack, Alevi ve Dürziler gibi Kürtlerin katledilmesinde de ortaktır“
SOHR Direktörü, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın tutumunu da sert bir dille eleştirdi ve Barrack’ı katliamlara „diplomatik kılıf“ hazırlamakla suçladı:
„Benim için Tom Barrack, tıpkı Alevilerin ve Dürzilerin katledilmesinde olduğu gibi Kürtlerin katledilmesinde de bir ortaktır; çünkü bu suçların ve katliamların diplomatik kılıfını o hazırlıyor. Barrack, Mazlum Abdi’nin Ahmed eş-Şara ile görüşmesi için SDG üzerinde baskı kurmak amacıyla bu askeri operasyonlara müsaade ediyor.“
Abdurrahman, „[KDP Başkanı] Mesud Barzani’nin müdahalesi büyük bir etki yarattı. Gerçekten de ikinci bir Halepçe vakası tekrarlanmayacak. Şêx Meqsûd halkı, kendilerini öldürmek isteyen barbarlığa karşı büyük bir direniş gösteriyor.” dedi.
Arap medyasının Şam yönetiminin yalanlarına ortak olduğunu savunan Abdurrahman, Kürt medya kuruluşlarının önemini vurguladı.
SOHR Direktörü Arap medyasını rejim yandaşı bir yayın çizgisi izlemekle suçladı:
„Eğer Kürt medyası olmasa, Kürtlerin katledilişini sadece dezenformasyonlar üzerinden izleyecektik. Arap medyası, Şêx Meqsûd’de olanlar konusunda tamamen Suriye hükümetinin yanında durdu.“
„El-Bakr Tugayının ihaneti“
Rami Abdurrahman son olarak, Eşrefiyê mahallesine girişin „El-Bakır Tugayı“nın ihaneti sonucu gerçekleştiğini ancak Şêx Meqsûd’daki direnişin sivil kaygılar nedeniyle sınırlı kaldığını belirterek; „Eğer sivil can kayıplarına dair endişeler olmasaydı, bu mahalle saatlerce değil, haftalarca direnirdi. Şam’ın askeri ve medya makinesi, Suriyeliler arasında derin bir kopuş yaratmıştır.“ dedi.
El Bakr Tugayı hakkında
El Bakr Tugayı, Suriye iç savaşında özellikle Halep ve çevresinde faaliyet göstermiş, İran destekli, Şii eksenli bir silahlı milis örgütlenmesi. Resmen Suriye ordusuna bağlı görünmekle birlikte fiilen İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) bölgesel vekalet ağının bileşeni olarak hareket ediyordu.
Arapça adı: Liwāʾ al-Baqir (لواء الباقر) olan tugay, 2012–2013’te kurulmuş ve Halep’in özellikle kuzey ve doğu kırsalında faaliyet göstermişti. Şii unsurlardan oluşan ve İran “direniş ekseni”nde hareket eden tugay askeri doktrin olarak İran Devrim Muhafızları eksenine bağlıydı.
El Bakr Tugayı’nın ayırt edici özelliği, yerel Sünni Arap aşiret unsurlarını (özellikle El-Bakara aşireti) Şiiliğe yakınlaştırarak örgütlemesindeydi. Bu anlamda İran dışına sevk edilen klasik “Şii milis” modelinden farklıydı. Lübnanlı veya Iraklı Şii savaşçılar yerine, Halep ve çevresinden devşirilmiş Arap aşiret gençleri örgütlenerek oluşturlmuştu.
Güncel olarak El-Bakr tugayının kadrolarının bir bölümü Suriye ordusu bünyesindeki “yerel savunma güçleri” veya İran yanlısı başka yapılarla eklemlenmiş durumda. Halen çeşitli yapılara dağılmış 200 dolayında silahlı güce sahip olduğu varsayılıyor.
(AEK)

