Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Nemo Tenetur ve susarak savunmak

Nemo Tenetur ve susarak savunmak

януари 25, 2026 Права и общество
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Susmak, konuşmak, konuşamamak, fısıldaşarak konuşmak… Geçmişte insanlar baskı ve korkudan konuşmanın fısıldaşmalara dönüştüğü yıllar yaşamıştı… Hüküm sürdüğü yıllarda...

Susmak, konuşmak, konuşamamak, fısıldaşarak konuşmak…
Geçmişte insanlar baskı ve korkudan konuşmanın fısıldaşmalara dönüştüğü yıllar yaşamıştı…
Hüküm sürdüğü yıllarda suskunluk; korkuyu beslemişti. Tutuklanmış kişiler hakkında konuşulmaz ve aile içinde onlardan gelen mektuplar yok edilir, çocuklardan saklanırdı… Çünkü “yerin kulağı vardı!”    
Yaşanan gerçekleri o yıllarda çocuk olanlar anlatıyor…. 
“Babası 1936’da tutuklanan Rezeda Taysina, “Ağzımızı sımsıkı kapatacak şekilde yetiştirildik” diye hatırlıyor: “Dilin yüzünden başın derde girecek”,-insanların biz çocuklara sürekli söylediği şey buydu. Ömrümüz boyunca konuşmaktan korkar hale geldi. Annem bizden başka herkesin bir muhbir olduğunu söylerdi hep…Komşularımızdan, özellikle de  polisten korkardık. Hala konuşmaktan korkuyorum. Bir toplulukta kendimi savunamıyorum ya da açıkça görüşümü belirtemiyorum, her zaman tekbir söz etmeden boyun eğiyorum. Çocukluktaki yetiştirilme tarzımdan dolayı karakterime işlemiş bu. Bugün bile bir polis gördüğümde, korkuyla titremeye başlarım” 
Suskunluk üzerine Marya Drozdova anlatıyor: “ Tanıdıklar arasında siyasal olayları konuşmama yönünde örtük bir anlaşma vardı. Herkesin tutuklanması ve polis tarafından böyle sohbetleri “karşı devrimci” faaliyetlerin delili gibi aktararak arkadaşlarını ihbar etmeye zorlanması mümkündü. Böyle bir ortamda kişinin en yakın arkadaşları dışında biriyle siyasal tartışmaya girişmesi bir muhbir ya da provokatör olduğu kuşkusunu çekmesi için yeterliydi…Sessizce sineye çekmek dostların ve akrabaların kaybı karşısında gösterilen yaygın bir tepkiydi. Emma Gerştayn şair Mendelştam’ın 1937’de durumunu şöyle yazar: “Aramızdan ayrılan ve artık yaşamayan dostlar hakkında konuşmazdı. Kimse tek kelime etmezdi… Sadece gözyaşları dökülürdü!  O yılların karakteri böyleydi”1
İnsanlar yıllar boyunca susarak ve konuşmadan, konuşmaktan korkarak yaşadılar… 
15 Haziran 1215’te Thames nehri kıyısındaki çayırlıkta Magna Carta Libertatum imzalanmıştı. 
O yıllarda görmezden gelinmişti. Ama günümüzde hala hükmünü sürdüren 63 maddelik Büyük Sözleşme Magna Carta’ya göre: “Özgür bir kimse kendi zümresinin yasal kararı olmadan veya ülkenin ilgili yasalarına göre muhakeme edilmeden tutuklanamaz ya da hapse atılamaz; malına el konulamaz ya da yasal haklarından yoksun bırakılamaz; sürgün edilemez ya da herhangi bir şekilde zarara uğratılamaz…/…(XL.30-s.45)”2
İnsanlığın yürüyüşünde baskıya ve krallara karşı imzalanmış Magna Carta, insan hakları ve hukuk sistemleri için yol göstericidir. 
Sekiz yüzyıl öncesinin ilkeleri ışığında yargılanan sanıkların suçlamalara karşı “susma hakkı” var mıdır ve nedir? 
Susmak suçun ikrarı mıdır? Susan, suçlu mudur? 
Latince; Nemo tenetur se ipsum accusare…
Hiç kimse kendisini suçlamak zorunda bırakılmamalıdır. 
Artık suça karşı susmak; savunma olarak kabul edilmektedir. Ceza muhakemesinde suçun ispatına dair bir ilke olan nemo tenetur hem soruşturma hem kovuşturma sürecinde geçerlidir. 
Herkese tanınmış bir hak olan bu ilke; suçlamaya karşı sanığı koruyan bir imtiyazdır.  
Sözün özü; yargılanan insanlar kendi “suçsuzluğunu” ispatla yükümlü değildir. 
Yargıya yardım etmek zorunda değilsiniz. İddiasını ispat savcılığın yükümlülüğüdür. Sanıkların mahkeme önünde iddianameye karşı sorgularında ve ifadelerinin alınmasında susmaları mahkumiyetleri için “delil” değildir. Sanık aleyhine yorumlanamaz. 
İddianameye karşı mahkemede nasıl ifade vereceklerine dair karar verme hakkı sanığın özgürce kendisinin kararlaştıracağı bir ifade verme yöntemidir. İsterse, iddiaya karşı susar. Susmak, hakkıdır. Sanıklar isnat edilen fiil ve atılı suç nedeniyle iddia, yargı ve savunma makamları tarafından sorulan sorulara karşı sessiz kalabilir, yanıt vermeyebilir. İsterse, suçlamaya karşı ifade verir. 
Sessizlik ve iddiaya karşı susma; özgürce seçilen savunma yollarından sadece birisidir. 
Susmak, suçu kabul etmek değildir, mahkumiyete delil sayılmaz. 
Özgürce hangi yöntem ve hangi tutum seçilirse seçilsin; susma hakkını kullandığı gerekçesiyle ve sustuğu için hiç kimse mahkûm edilemez. 
Kısaca; nemo tenetur se ipsum accusare… 
“Hiç kimse kendisini suçlamak zorunda bırakılmamalıdır” ilkesi susma hakkının sonucudur. 
Susma hakkı, sanıklara tanınmış bir haktır ve kişinin kendini korumasıdır.  
Eğer kişi kendi seçimiyle yargıç önünde ifade verir ve sorguyu yanıtlarsa; bu ifadesi mahkeme önünde “beyan” delilidir. Mahkemenin hukuki ve vicdani takdiri altındadır.
Bu beyan sanığın özgür iradesine dayanmalıdır. Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Hiç kimse yargıç önündeki sorgusunda kendisinin suçlamasına neden olabilecek delilleri mahkemeye vermeye zorlanamaz. 
Anayasada “suç ve cezaya ilişkin esaslar”  arasında nemo tenetur ilkesi yer almıştır. Hiç kimse kendisini veya kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz (Anayasa Madde 38/5). 
Bu ilke sayesinde, kişi kendisini ve yakınlarını suçlamaya zorlanamaz.  
Bu durumda kişi kendisi aleyhine beyanda bulunarak tanıklık yapmama hakkına sahip olduğu gibi bir suçu itiraf etmeye zorlanamaz. 
Kişi hem kendisi ve hem yakınları için “delil” vermek zorunda değildir. 
Nemo tenetur ilkesi, adil yargılanma hakkının sonucudur. 
Nemo tenetur ilkesi masumiyet karinesi ile çok yakın ilişkili sanıkların teminatıdır.    
Savunma hakkının etkin şekilde kullanılmasına yarayan bu ilke Anayasa ve kanunlarla korunur. 
Ceza davasının başlaması için iddianamenin kabul kararı okunduktan sonra sanığa Savcılıkça düzenlenmiş olan iddianame ve ekleri okunur. İsnat edilen suç, suçun ne olduğu ve hukuki niteliğini yargıç anlatır. Suçun anlatıldığı duruşma tutanağına yazılır… 
Duruşma tutanaklarına olan biten her şey yazılır, yazılmalıdır. 
Yargılamada basit gibi gözüken üç kelime; okunur, anlatılır, yazılır. 
Ama bu üç kelime hem adil yargılanma hakkını hem masumiyet karinesini barındıran üç değerli kelimedir. 
Bu üç kelimeye dayalı olarak duruşmada yapılacak işlemlerin “tarzı” ne olacaktır? 
Ceza Muhakemesi Kanununda “ifade ve sorgunun tarzı” başlığı altındaki düzenlemeye göre yargıç tarafından sanığa; “Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir” (CMK 147 inci Madde ( e ) bendi). 
Acaba “duruşma” nasıl başlar? 
Önce sanığın ve müdafinin duruşmaya gelip gelmediği saptanır. Sanık duruşmaya bağsız olarak alınır. Mahkemede yargıç duruşmanın başladığını iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklar. Sonra duruşmada önce sanık kimliğinin tespiti yapılır. Kişisel ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınır. Sanığa, yargıç tarafından iddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirilmesi anlatılır. (191/b) 
Ve tekrar sanığa yargıç tarafından sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu ve 147 inci maddede belirtilen diğer hakları bildirilir. 
Basit gibi gözüken bu işlemlerin tamamı tamamlanır ve duruşma tutanağına yazılır. Ana hatlarıyla “duruşmaya” böyle başlanır ve tarzı budur.   
Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2019/31, K. 2019/309, 11.04.2019 tarihli kararında yer alan “susma hakkı” ile ilgili değerlendirmeleri önemlidir: 
“Ceza muhakemesi siteminde şüpheli delillerin sanık yararına yorumlanması ilkesi söz konusudur. Aslında bu ilke susma hakkının klasik anlamda bir yansıması olma özelliğine sahiptir. Ceza yargılamasında sanığa medeni yargılamada olduğu üzere iddia ettiği hususları ispata davet biçiminde bir rol tayin edilmiş değildir. (…)
Şüpheli ya da sanığın susma hakkını kullanması aleyhine delil oluşturmaz. (…) 
Diğer yandan belirtelim ki, susma, şüpheli ya da sanığın suçunu ikrar ettiği anlamına gelmez. 
Susma hakkının iki yönü vardır. Birinci yönü sanığın yargı mercii önünde kendini suçlayacak beyanda bulunmaması ya da bu nitelikli bir delili vermemesidir. İkinci yönü ise sanığın sorulan sorulara susma ile karşılık vermesinin aleyhine sonuç doğurmamasıdır. 
Yani mahkeme sanığın susması dolayısıyla aleyhte bir çıkarımda bulunamaz. Çünkü sanığın susması kişilik özelliklerinin kötü olduğu dolayısıyla yeni bir suç işleyebileceği anlamını taşımayacağı gibi, duruşmadaki tutum ve davranışlarının da kötü olduğu anlamına gelmeyecektir.
Ceza Muhakemesinde, „ne pahasına olursa olsun delil elde etme yöntemi“ kabul edilmemektedir. Anayasa’da da „hiç kimse kendini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz“ denilerek bu söylenenler güvence altına alınmıştır. (1982 An.m.38/5). Yasalarla sanığa verilen bir hakkın kullanılması dolayısıyla sanık hakkında uygulanacak diğer kanun hükümlerinin aleyhe sonuç doğuracak şekilde değerlendirilmesi muhakeme ilkeleriyle bağdaşmaz. 
Öte taraftan iddianın ispatı için kuvvetli bir delil bulunmamasına rağmen sanığın olay hakkında açıklama yapmaktan kaçınması nedeniyle başka bazı soyut durumlardan hareketle sanık hakkında olumsuz bir değerlendirme biçimi oluşturulması Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ‘ıncı maddesine de aykırılık oluşturur.
Ayrıca bu durum aynı zamanda sanığın muhtemel fail (mutmassliche Taeter) olarak kabul edilmesi anlamını da doğurur. „Konuşmak istemeyen yahut sorgusu esnasında yalan söyleyen sanığı cezalandırmak lazım geldiği fikri, sanığa gerçeğe uygun beyanda bulunma mecburiyetini yükleyen ‘engizisyon’(inquisitorial) sistemin son izlerindendir“ (…) Dolayısıyla susma hakkı ifade alma işleminin başında kullanılabileceği gibi ifade vermeye başlanmasından sonra da kullanılabilir. Kişinin susma hakkını kullandığını beyan etmesi halinde derhal ifade alma ya da sorguya çekme işlemine son verilir. Susma hakkı kişinin aleyhine „delil karinesi“ ya da „suçluluk karinesi“ olarak kullanılamaz. Zira susma hakkı anayasa ve uluslararası belgelerle güvencelenen düşünce hürriyetinin bir gereğidir.” 
Okunur, anlatılır, yazılır… 
Susmak en zor verilebilen etkili bir yanıttır ve susarak savunma yapabilmenin öğretisidir. 
Nemo tenetur…“Susarak” yaşamak zorunda bırakılanların korkularından kurtulma mücadeleleri ve fısıldaşmalarından doğmuş bir ilkedir. 
Konuşmanın, söz söylemenin, yazmanın ve suçlamaya karşı susmanın tarihi vardır.  
Susmak; suçu kabul etmek değil özgürce seçilen savunma yöntemidir, insan hakkıdır. 

1Orlando Fıges. Karanlıkta Fısıldaşanlar. YKY. İstanbul Ocak 2011. Sayfa 291-2922Hikmet Temel Akarsu. Magna Carta. Edebiyatta Hukuk. Papirüs yay. İst. Şubat 2023. S.76
(Fİ/NÖ)

Вижте още

Nihayi Özcan: Yüzde 65 engelli hasta mahpus kardeşimin sesini duyun

Права и общество януари 26, 20264 Mins Read

Trump Grönland’da: Eski usul sömürgecilik ve iklim felaketinin hızlanışı

Права и общество януари 26, 20265 Mins Read

Nusaybin’de işkence gören D.K., tutuklandığı cezaevinden hastaneye kaldırıldı

Права и общество януари 26, 20261 Min Read

DEM Parti’den Baran Abdi’nin öldürülmesine ilişkin açıklama

Права и общество януари 26, 20263 Mins Read

AKP’li belediye başkanının yolsuzluk davası 29 Ocak’ta başlıyor

Права и общество януари 26, 20262 Mins Read

DEM Partili Bozan: Mersin’de Rojava eylemine silahlı saldırıda bir genç katledildi

Права и общество януари 25, 20262 Mins Read

Özgürlük İçin Sanat İnisiyatifi’nden „Rojava’ya ses ver“ çağrısı

Права и общество януари 25, 20261 Min Read

Haldun Dormen kimdir?

Права и общество януари 25, 20264 Mins Read

Haldun Dormen son yolculuğuna uğurlandı

Права и общество януари 25, 20262 Mins Read

Resul Emrah Şahan: İhtiyacımız olan şey; birbirimizi suçlamak değil, savunmak

Права и общество януари 25, 20264 Mins Read
Още новини
Лайфстайл

Boşandığında ‘Bekar kalmak çok tuhaf’ demişti: Eski kocasından gönül okşayan tatlı sözler: Onunla evlenmek bir nimetti

януари 26, 2026
Жени

Levye ile parçaladı, telefonla kayda alıp kaçtı! ‘Sadece bizim araca zarar veriyor’

януари 26, 2026
Жени

Son dakika… AK Parti Sözcüsü Çelik: PKK tüm uzantılarını feshetmeli

януари 26, 2026
Финанси

Manchester City’de deprem! Galatasaray’ın ayağına tarihi fırsat geldi

януари 26, 2026
Жени

Türkiye onu bu fotoğrafla tanımıştı! Ali dededen kahreden haber

януари 26, 2026
Жени

Bosna Hersek’ten övgü dolu sözler: Türkiye bir süper güç

януари 26, 2026
Жени

Son dakika… Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’ye katılan 4 belediye başkanına rozet taktı

януари 26, 2026
Лайфстайл

Uzak Şehir’de konak karışıyor… Cihan, Boran’ı kovdu

януари 26, 2026
Лайфстайл

Ataşehir’de 3 katlı binada doğal gaz patlaması! Ortalık savaş alanına döndü…

януари 26, 2026
Новини

İBB, 20 bin emekliye yıllık 10 bin lira pazar desteği verecek

януари 26, 2026
1 2 3 … 3 450 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.