İstanbul Valiliği, 19 Mart 2025 sabahı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına yönelik olarak başlayan protestoların İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bulunduğu Saraçhane Meydanı’na yönelmesi üzerine önce dört günlük toplantı, gösteri, basın açıklaması yasağı ilan etmiş, ardından bu yasaklama kararını uzatmıştı.
Valiliğin kararı, savcılıklarca suçlama ve sulh ceza hâkimliklerince de tutuklama nedeni sayılarak, protesto gösterilerine orantısız güçle polis müdahalesi başlatılmışttı.
İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezinin 22 Nisan 2025 tarihli „ön rapor“una göre, kolluk güçlerince girişilen gözaltılarda protestoların devam ettiği 19-29 Mart 2025 günlerinde „en az 593 yurttaş -önemli bir bölümü orantısız şiddet kullanılarak ve kötü muamele yasağı çiğnenerek- gözaltına alınmış, gözaltı süreleri dört güne kadar uzatılmıştı.“
Bu süreçte gözaltına alınarak İstanbul Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan iddianamelerle adliyeye sevk edilenlerden protestolara katıldıkları iddiasıyla İstanbul 62. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan 87 kişi ve olayı takip için Saraçhane’de bulunan 12 gazeteci ve avukat yargılama sonunda beraat etmişlerdi.
Gerekçeli karar: „Protesto anayasal hak“
Beraat kararının gerekçesini açıklayan mahkeme protestolara katıldıkları iddiasıyla yargılananlar açısından beraat kararını şöyle gerekçelendirdi:
“[…]Bir kısım sanığın anayasal hakkın kullanılması anlamında olay yerinde bulunduklarını, bir kısım sanığın ise yürüyüş amacı dışında olay yerinde tesadüfen bulunduğu belirttikleri. Sanıkların ihtara rağmen dağılmadıkları hakkında şüpheden uzak, somut, objektif, kesin ve inandırıcı deliller bulunamadı[…].”
Mahkeme beraat kararının gerekçesinde yargılanan gazetecilerin mesleklerini icra, avukatların da anayasal haklarını kullanma kapsamında alanda bulunduklarını belirledi.
Mahkeme ayrıca 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nu ihlal ile suçlananların „kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama“ suçunu ilediklerine ilişkin olarak dosyada „her türlü şüpheden uzak, somut, objektif, kesin ve inandırıcı deliller“ bulunmadığını da belirledi. Mahkeme kararında şöyle dedi:
Her ne kadar sanıklar hakkında kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçundan iddianamede yazılı sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmış ise de ; bir kısım sanığın anayasal hakkın kullanılması anlamında olay yerinde bulunduklarını, bir kısım sanığın ise yürüyüş amacı dışında olay yerinde tesadüfen bulunduğu belirttikleri, tüm sanıkların atılı suçu işlemediklerini savunma içeriklerinde belirttiği, kolluk görevlilerinin sanıklara dağılmaları için ihtarda bulunduğuna ve ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiklerine, dolayısıyla eylemin anayasal hakkın kullanımı dışına çıkarak kanunsuz gösteri niteliği kazandığına ilişkin dosyada mahkûmiyetlerini gerektirecek yeterlilikte, her türlü şüpheden uzak, somut, objektif, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden aşağıdaki şekilde ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.”
(AEK)

