Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Firari düşler veya “Mutluluk nereden gelir?”

Firari düşler veya “Mutluluk nereden gelir?”

януари 28, 2026 Права и общество
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Kimini siyah beyaz günlerineKimini de '80 öncesine götürüyorTutsaklık hikâyeleri.Önemli olan bir pusulaya çevirebilmektirO zorlu deneyimleri... Mısırlı psikiyatrist ve...

Kimini siyah beyaz günlerineKimini de ’80 öncesine götürüyorTutsaklık hikâyeleri.Önemli olan bir pusulaya çevirebilmektirO zorlu deneyimleri…
Mısırlı psikiyatrist ve yazar Neval el-Saadavi, “Mutluluk nereden gelir?” konulu kısa videoda, insanların ona sık sık “Acılarla dolu çok zor bir hayatın olmuş. Hapse girmişsin, sürgüne gönderilmişsin, üç kez boşanmışsın peki neden bu kadar mutlusun?” diye sorduğunu anlatır. Ve bunu, hapishaneden bir deneyimle yanıtlar.
“Enver Sedat yönetimi altında üç ay boyunca hapsedildiğimde kâğıt ve kalem bulundurmamız yasaktı. Fahişelerin, uyuşturucu satıcılarının ve katillerin her şeyi vardı. Televizyon, kalem, kâğıt, her şey. Siyasi hükümlülerin ise yazması yasaktı. Her gün hücreme gelen gardiyan şöyle söylerdi: ‘Hücrende kâğıt kalem saklaman, silah saklamandan daha tehlikeli.’ O an yanımda hep kâğıt kalem bulundurmaya karar verdim. Gardiyanın bize ekmek taşımasına yardım eden fahişeye (Bu arada Sıfır Noktasındaki Kadın kitabımı okumuştu ve beni sevmişti.) dedim ki: ‘Bana kâğıt kalem getirir misin? Çünkü yazmaya ihtiyacım var.’
‘Tamam’ dedi.
Ertesi gün bana bir top tuvalet kâğıdı ve kaş kalemini verdi. Üç ay boyunca geceleri gardiyan evine gittikten sonra oturdum ve Kadın Hapishanesindeki Anılarım kitabımı küçücük kaş kalemi ile tuvalet kâğıdının üzerine yazdım.
Yazarak, yazma hazzıyla, yaratma hazzıyla hapishanede olduğumu bile unuttum. O kadar mutluydum ki dans ediyordum, şaka yapıyordum. Kendimi kesinlikle hapishanede hissetmiyordum.”
Bu ve benzeri anlatımlar, çok özgün kesitlerden bahsediyor olsa da gerçekte bugünün mutsuz, yalnız ve umutsuz insanına iyi gelmekte, mutluluğu nerede ve nasıl araması gerektiğine dair önemli ipuçları veriyor. Bu yazı kapsamında bize Saadavi, Dostoyevski ve Frankl eşlik edecek.
Hapishane, sürgün ve zorunlu yalnızlık
Mutluluk, çoğu zaman istikrar, güvence ve refah ile birlikte anılır. Ölçülebilir olması, yönetilebilir kılınması ve bireysel bir hedefe indirgenmesi, onu siyasal ve varoluşsal bağlamından koparır. Oysa bazı deneyimler vardır ki mutluluğun tam da bu bağlamın içinde, hatta en sert biçimde hissedildiğini gösterir. Hapishane, sürgün, zorunlu yalnızlık gibi durumlar, paradoksal biçimde mutluluğun ne olmadığını öğretirken, ne olabileceğini de açığa çıkarır.
Tam da bu nedenle hapishane deneyimi, mutluluğu konforla özdeşleştiren anlatıları boşa düşürür. Neval el-Saadavi’nin Enver Sedat döneminde hapsedildiği sırada, yukarıda anlattığı gibi gizlice edindiği tuvalet kâğıdına kaş kalemiyle yazarak yaşadığı mutluluk, bu türden bir paradoksu temsil eder. Bu deneyim, mutluluğun dış koşullarla değil, insanın kendi iç alanını güzelleştirebilme kapasitesiyle ilişkili olduğunu anlatır. Bu yönüyle Saadavi, Dostoyevski’nin Sibirya sürgününde, Viktor Frankl’ın toplama kampında ayırdına vardığı gerçekliğin bir başka biçimi (veya tamamlayıcısı) olarak okunabilir.
Koşullarda ve kendi içinde bir çeşit sondaj yapmaktır, kendi yeraltına inmektir tarif ettiğimiz. Tam da bu bağlamda şiirin söylediği gibi;
F tipi’nde tarifler de tutsaktır.Öyle yadırgar ki insan hapisliğiAnlatmak istediğinde bir çeşit ölüme benzeyen tersliği.Ya Nazım’ı rehber edinir ya Ahmed Arif’i.Aslında her tutsağın vardır bir hapishane tarifi. Ama sadece dili değil, iliği-kemiği konuşmak isteyince,İster istemez arıyor daha etkili bir sesi…
Farkındalık ve düşsel firar
Tutsaklıkla ilişkilendirilmiş mutluluk anlatısında acının inkârı değil rolü vardır. Kişi, hapishanede olduğunu bilir, bedeninin kapatıldığının farkındadır; ancak yazdığı anda, bu kapatılma mutlaklığını yitirir. Bugün, fiziksel duvarlar yok ama sosyal medya ve dijital görünürlük dayatmalarıyla kendi iç alanımız tutsak ediliyor; sürekli paylaşmak, onay almak ve performans göstermek zorunda hissetmek, özgürlük ve mutluluk hissimizi kısıtlıyor.
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı’nda, insanın her şey elinden alındığında bile “son özgürlüğünün,” yani tutumunu seçme özgürlüğünün, kaldığını söyler. Saadavi’nin yazma eylemi, bu son özgürlüğün somutlaşmış hâlidir. Mutluluk burada bir sonuç değil, insanın kendini bütünüyle nesneleştirilmekten koruma, dayatılan sınırların dışına çıkabilme biçimidir.
Bu yaklaşım, mutluluğu bireysel bir duygu durumundan çok, varoluşsal bir konumlanma olarak ele almayı gerektirir. İnsan, kendini ifade edebildiği sürece, koşullar ne kadar sınırlayıcı olursa olsun, içsel bir bütünlük hissi yaşayabilir. Saadavi’nin dans etmesi, şaka yapması, hapishanede olduğunu “unutması”, bu bütünlüğün duygusal yansımalarıdır.
Elbette mesele salt tutsaklık değildir. Ancak yaşamın bu türden zorlu etapları doğru sonuçlar çıkarılarak değerlendirilebilirse insanın, bir çeşit “açık hapishane” olarak tanımlanabilecek “dışarıdaki” yaşamında o deneyimleri bir avantaja çevirmek güçlü bir olasılıktır. Tutsaklıkta dayatılan dünyanın dışına çıkabilmenin yolu yalnızca yazmak değildir. Meselenin özü, Frankl’ın yaptığı gibi koşullarla yüzleşmek ve tüm sınırlamalara rağmen, alternatif duygu ve yaşam alanı oluşturabilmektir.
Tutsaklıkta yaratıcılığın işlevi
Yazmak, Saadavi için estetik bir üretimden önce, hayatta kalmanın bir yoludur. Hapishanede kalem ve kâğıdın yasaklanması tesadüf değildir; iktidar, anlatının ve dilin dönüştürücü gücünün farkındadır. “Kalem, silahtan daha tehlikelidir” ifadesi, yazının yalnızca bireysel bir ifade değil, politik bir eylem olduğunu gösterir.
Bu noktada Dostoyevski’nin Ölüler Evinden Anılar’ı hatırlanabilir. Dostoyevski, kürek mahkûmluğu sırasında, insanın en ağır koşullarda bile iç dünyasını koruyabildiğini ve bunun onu hayvani bir varoluştan ayırdığını anlatır. Saadavi’nin söyledikleri de benzer biçimde, insanı yalnızca bedeniyle tanımlayan bir düzene karşı, düşünsel bir direniştir.
Yaratıcılık burada bir “üretkenlik” göstergesi değil; insanın kendini süreklilik içinde algılayabilmesinin aracıdır. Zamanın dışarıdan deneyimlenmiş ölçülerinin değiştiği ve hatta askıya alındığı, geleceğin belirsizleştiği tutsaklık koşullarında yazmak dahil çeşitli biçimlerde, dayatılan sınırlara razı olmayan bir itiraz atmosferi oluşturmak, insanı fiziki sınırlardan ibaret olmayan bir yaşam tercihine taşır, var olanın dışına çıkartır, geçmişle bağ kurdurur, şimdiyi anlamlandırır ve öznenin kendini dağıtmadan var olmasını sağlar. Mutluluk tam da bu dağılmama hâlinden doğar.
Susturulmaya karşı direnç
Saadavi’nin mutluluk anlatısında temel kavramlardan biri, “kendini ifade edebilme”dir. Ancak burada ifade, görünürlük ya da konuşkanlık değildir. Aksine, kimseye sunulmak zorunda olmayan, onay beklemeyen bir iç konuşmadır. Bu anlamda Saadavi’nin yazdığı tuvalet kâğıtları, öznenin öncelikle kendine tuttuğu bir kayıttır.
Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’da vurguladığı gibi özellikle kadınlar için düşünsel üretim, maddi olduğu kadar zihinsel bir mekân gerektirir. Saadavi’nin hapishanede kurduğu iç alan, Woolf’un “oda” metaforunun en özgün biçimidir; kapatılma koşulları altında bile yaratılan bir düşünce mekânıdır.
Hiçbir “yüksek güvenliğin”, yönetmeliklerin vb. geçerli olmadığı, dokunulamayan ve tutsak alınamayan bu iç alan, mutluluğun kaynağıdır; çünkü insan burada yalnızca hayatta kalmaz, aynı zamanda kendisi olarak kalır. Günümüzde mutluluğun azalması, Saadavi’nin perspektifinden bakıldığında, bu iç alanların giderek işgal edilmesiyle ilişkilidir. İnsanlar konuşmakta, paylaşmakta, görünür olmakta; fakat kendilerine ait içsel bir ifade alanı bulamamaktadır. Buradaki temel ölçü, rıza değil itirazdır; başkası değil kendin olmaktır; ister kuralla isterse duvarla örülsün tüm boğucu sınırlardan firar edebilmektir.
Sonuç yerine
Neval el-Saadavi’nin hapishane deneyimi, mutluluğu yeniden düşünmeye zorlar. Mutluluk burada ne konforun ne de güvenliğin ürünüdür. Aksine, insanın kendini tüm baskıya rağmen özne olarak kurabilmesinin verdiği (dokunulamayan) derin bir iç tutarlılıktır. Bu yönüyle mutluluk, edilgen bir his değil, aktif bir direnç hâlidir.
Dostoyevski’yi, Frankl’ı ve Saadavi’yi ortaklaştıran nokta; insanın, en uç koşullarda, en kötüsü düşünülerek tasarlanmış yoksunluklarda bile anlam üretebildiği sürece, yenilgiye uğramayacağıdır. Mutluluk, tam da bu anlam üretiminin duygusal karşılığıdır.
Belki de bugün mutluluk oranlarının düşmesi, insanların daha az şeye sahip olmasından değil; kendileriyle baş başa kalabilecekleri alanları yitirmesinden, “norm” diye dayatılanı yaşamın zorunlu gerekliliği zannetmesinden kaynaklanmaktadır.
Yaşama dair yaptığımız bu tanımların gereğini yerine getirmek elbette yazıldığı/söylendiği kadar kolay değil. Hatta bu bir yanıyla da yaşam sanatıdır. Ernst Bloch’un da belirttiği gibi sanat, öte dünya yerine bu dünyayı “sonsuz görmeyi” sağlayan bir perspektif açar; sonsuzluk ise “mümkünü genişleten” bir ufuk sunar. İşte tam da bu bağlamda bugün bizim öte dünyayı değil bu dünyayı “sonsuz ve derin görmeyi sağlayan” bir perspektife, değiştirici bir iradeye, her koşulda birbirini bırakmayacak “kardeş ellere” ihtiyacımız var.
Ey ağıtların yanık derinliğinden kopup gelenÖğreticilik dizesi.Ey gözyaşlarında birbirinin tuzunu tanıyan,Mücadelede birbirinin yorgunluğunu alanŞiirleşmiş bir ortaklaşmanın komünal ifadesi;İnsanlığın en isabetli öğretisi…Daha çaresiz ve saldırgan günümüzün egemeni.Ama artık insanı güzellikten ayırmaya yetmiyor tutsaklığın tipi.Çünkü insanlık ortak değer haline getirmiş kardeşliği.Hem duvar hem coğrafya ötesi tutabiliyor birbirinin elini…
(MY/VC)

Вижте още

Dayanışma yaşatır: Rojava

Права и общество януари 28, 20267 Mins Read

Trieste’de ödüller dağıtıldı

Права и общество януари 28, 20263 Mins Read

IKBY’de Al-Jazeera, Al-Arabiya ve Al-Hadath’a sansür

Права и общество януари 28, 20261 Min Read

Tuğrul Eryılmaz nihayet 80, dahasına!

Права и общество януари 28, 20261 Min Read

Birleşmiş Milletler yerine neden Barış Kurulu?

Права и общество януари 28, 20266 Mins Read

Tuğrul Eryılmaz nihayet 80, dahasına!

Права и общество януари 27, 20261 Min Read

Trump’ın „aklını başına toplaması“ için 2026 Dünya Kupasını boykot eğilimi güçleniyor

Права и общество януари 27, 20265 Mins Read

Nusaybin’de işkencede ağır yaralanan Diyar Koç, uçakla Ankara’ya götürüldü

Права и общество януари 27, 20262 Mins Read

Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Şam’da

Права и общество януари 27, 20262 Mins Read

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu: Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal açılmalı

Права и общество януари 27, 20262 Mins Read
Още новини
Спорт

Selçuk İnan: Herkes bu maçı bekliyor

януари 28, 2026
Спорт

Tedesco mumlarını söndürdü! İşte Fenerbahçe’nin yeni sol beki

януари 28, 2026
Спорт

Fenerbahçe ve Beşiktaş kapıştı! Çok tanıdık bir golcü

януари 28, 2026
Спорт

40 nereden çıktı 55 oldu! Guaye çılgınlığı

януари 28, 2026
Спорт

Enis Destan’a yine yok göründü

януари 28, 2026
Политика

Putin ve Colani Moskova’da görüştü

януари 28, 2026
Политика

Erbakan’dan, AKP’ye geçen Konyalı belediye başkanlarına: „Omurgalı bir duruş sergileyemediler“

януари 28, 2026
Политика

Konya’da müezzin aile hekimine saldırmıştı: Ankara Tabip Odası’ndan tepki

януари 28, 2026
Лайфстайл

İran’dan Trump’a jet yanıt: ABD saldırırsa sert karşılık veririz

януари 28, 2026
Финанси

‘Kesik baş’ cinayetinde taksi şoförü konuştu

януари 28, 2026
1 2 3 … 3 512 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.