Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıların gölgesinde, Nusaybin-Kamışlı hattında 20 Ocak’taki protestolarda yoğun kolluk şiddeti yaşanırken; eski gümrük sahasındaki Türk bayrağının Suriye tarafındaki göstericiler tarafından indirilmesi, hem siyasetten tepkileri hem de ağır hak ihlallerini beraberinde getirdi.
DEM PARTİ SURİYE SINIRINDA
Bakırhan’dan Bahçeli’ye yanıt: SDG bal gibi Kürtleri temsil ediyor
20 Ocak 2026
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, aynı gün yaptığı açıklamada, “356 kişi hakkında soruşturma başlatıldı; 35 kişi tutuklandı, 45 şüpheli hakkında adli kontrol tedbirleri uygulandı, 77 kişinin gözaltı işlemleri ise devam ediyor” dedi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile AKP Sözcüsü Ömer Çelik, ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda bayrağın sınırın Suriye tarafındaki göstericiler tarafından indirildiğini belirtti.
Olaya ilişkin sosyal medyada paylaşılan görüntüler de bayrağın sınırın Kamışlı tarafındaki protestocular tarafından indirildiğini ortaya koyuyor.
*Yeşil ve mavi işaretler, Türkiye tarafındaki gümrük sahası ile Türk bayrağının konumunu gösteriyor ve videolardaki görüntülerle örtüşüyor. Sarı işaretler ise sınırın Kamışlı tarafındaki gümrük sahasında yer alan binaları işaret ediyor. (Harita: Google Maps)
Ancak sınırın Türkiye tarafında gözaltına alınan ve işkenceye maruz bırakılan bir yurttaşın görüntüleri, “bayrağı indiren kişi” olduğu iddiasıyla sosyal medyaya servis edildi.
Sızdırılan görüntüleri dolaşıma sokan hesaplar, gümrük sahasında protestocuların çektiği videodaki bir kişiyle D.K.’nin işkenceye maruz bırakılmış görüntüsünü yan yana getirerek, “gereği yapıldı” notuyla paylaştı.
Görüntülerde kim oldukları bilinmeyen kişiler, işkenceye maruz bırakılan D.K.’yi kollarından tutarak yüzünün fotoğrafını çekiyor. Söz konusu kişilerin “Kimliğin nerede?”, “Polisleri ararsanız sevinirim”, “TEM’i arayayım mı?”, “Asınca ne oldu yani?”, “İsmail Başçavuş’a da atalım” sözlerini söylediği duyuluyor.
Mezopotamya Ajansı, 21 Ocak’ta yayımladığı haberde D.K.’nin askerler tarafından gözaltına alındığı anlara dair görüntüleri paylaştı. Görüntülerin sınır hattında tellerin ve askeri gözetleme kulesinin olduğu bir noktada çekildiği görülüyor.
Kaynak: Mezopotamya Ajansı
ÖHD Mardin: Tutanakta “yere düştüğü” yazıldı
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mardin Şubesi, D.K. adlı yurttaşın hem gözaltına alındığı sırada hem de karakolda asker ve polisler tarafından darp edildiğini; görüntülere rağmen hakkında tutulan tutanakta “yere düştüğü” iddiasına yer verildiğini belirtti.
“Kolluk görevlileri, görevlerini yerine getirirken dahi insan onuruna saygı göstermekle yükümlüdür. İşkence ve kötü muamele, hiçbir koşulda ve hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz” diyen ÖHD, sürecin takipçisi olacaklarını belirtti ve sorumluların tespit edilerek hesap vermesini talep etti.
ÖHD Mardin Şubesi ise bugün, D.K.’nin ağır darp ve kötü muameleye maruz bırakılmasına rağmen Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden taburcu edilerek savcılığa sevk edildiğini açıkladı.
Tepkiler: “Provokasyon”, “sabotaj”, “istihbarat operasyonu”…
DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, 20 Ocak’ta yaptıkları açıklamada eylemi “saygısızlık” olarak değerlendirdi; “Haklı bir protesto yürüyüşünü amacından saptıran bu davranışı kesinlikle tasvip etmediğimizi, doğru bulmadığımızı belirtmek isteriz” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da aynı gün, olayı “Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda büyük bir hassasiyet ve titizlikle yürütülen sürece karşı bir süredir devam eden provokasyonların son halkası” ile “tarihi fırsatları boşa çıkarmak üzere planlanmış açık bir sabotaj” olarak tanımladı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise “Hiçbir provokasyon amacına ulaşamayacak ve kardeşliğimizi bozamayacaktır” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada olayı “provokasyon” olarak değerlendirdi ve yaşananlarda Bakırhan ile Hatimoğulları’nı sorumlu tuttu. “DEM Parti bir karar vermek durumundadır: PKK’nın kurucu önderinin yanında mı yoksa karşısında mıdır?” diye soran Bahçeli, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında yaşananlar için “Siyonist-emperyalist kumpas” ve “istihbarat operasyonu” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da aynı gün yaptığı açıklamada, “Bu aşamadan sonra provokasyonlara başvurmanın, intihar anlamına geleceği çok çok açıktır” dedi ve ekledi: “Bayrağımıza uzanan o kirli elleri muhakkak bulacak, bunun hesabını o hainlerden mutlaka soracağız. Millî Savunma ve Adalet bakanlıklarımız gerekil tahkikatları başlatmıştır. Soruşturmalar neticesinde ihmali veya kusuru olan kim varsa onlarla ilgili gereken yapılacaktır.”
KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı da olayı “provokasyon” olarak değerlendirdi; buna bağlı olarak Kürt düşmanlığının tırmandırıldığını belirterek, “Toplumsal destekle yürütülmesi gereken sürecin toplumsal desteğine de sabotaj yapılmıştır” dedi.
Milli Savunma Bakanlığı ise olayı “organize bir provokasyon” olarak nitelendirerek, “Devletimizin ilgili kurumları tarafından olayın failleri tespit edilmiş olup, gereği yapılmaktadır” dedi; konuya ilişkin idari tahkikatın derhal başlatıldığını belirtti.
(VC)

