Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » 10 януари за нашия багел и свобода

10 януари за нашия багел и свобода

януари 11, 2026 Права и общество
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
За какво ми напомня датата 10 януари 1961 г.? Преди 65 години... януари 1961 г... След военния преврат от 27 май 1960 г. Комитетът за национално единство приема решение 5953 от 13 юни 1952 г...

10 Ocak 1961 tarihi ne hatırlatır? 
65 yıl önce… 1961 yılı ocak ayı… 27 Mayıs 1960 askeri darbesinden sonra Milli Birlik Komitesi 13 Haziran 1952 kabul tarihli 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’da değişiklik yaptı. 
4 Ocak 1961’de kabul edilen 212 sayılı Kanunla Basın İş Kanunu’nu ile değiştirildi ve 10 Ocak 1961’de yürürlüğe girdi. Değişiklik yapan Kanunun gerekçesi bilinmiyor, yok çünkü
Bu kanun değişikliğinden gazete sahipleri işverenler hiç memnun olmadılar. 
10 Ocak 1961 günü gazetelerin birinci sayfalarında “Gazetemizi Üç Gün Kapatıyoruz” başlıklı bir bildirinin haberi yer almıştı. Gazete patronlarının bu bildirisinin yayınlandığı gün gazetelerin bazılarında sahip ve sorumlu yazı işleri müdürlerinde değişiklikler oldu. Çünkü işverenlerin bildirisinin yayınlandığı o nüshaya gazetelerin sorumlu yazı işleri müdürleri imzalarını koymayı reddettiler. Dünya gazetesinin sorumlu yazı işleri müdürlerinden Hikmet Çağlayan ve Sami Karaören imzalarını koymadı, onların yerine Yekta Ragıp Önen’in adı yayınlandı. Milliyet gazetesinde Hasan Yılmaer adını koymamıştı, yerine Ercümend Karacan’ın adı çıktı. Vatan gazetesinde Mesut Özdemir ve Gökşin Sipahioğlu adlarını koymayı kabul etmemişti, 10 Ocak 1961 tarihli Vatan’da Emin Yalman adı yer almıştı.
65 yıl önce 9 Gazete sahibi Bildirilerinde  “…Milli Birlik Komitesi tarafından ilan edilen basınla ilgili kanunlar milletçe girilen bu aydınlık devirde basını emsali görülmemiş bir tehlikenin içine atmıştır. Halk efkarına önce şunu arz etmek isteriz ki, ilk bakışta sadece basını ilgilendirir gibi görünen bu hadise aslında doğrudan doğruya temel hak ve hürriyetlerimizi kısıntıya sokabilecek bir mahiyet taşımaktadır. (…) 
Hür Dünya Cephesi basınının hiçbirinde emsali görülmemiş ve görülemeyecek olan bir kontrol sisteminin Türk Basının üzerinde konulmak istenmesi karşısındaki müteaddit müracaatlarımız da neticesiz kaldığından, biz aşağıdaki gazeteler teessürümüzün ifadesi olmak üzere yarından itibaren 3 gün çıkmayacağımızı sayın halk efkarına üzüntü ile bildiririz” dediler.
Böylece Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul, Yeni Sabah gazetelerinin sahipleri üç günlük “gazete çıkarmama” protestosunu başlattılar. Gazetelerini „kapatma“ kararı aldılar. 
Buna karşılık gazeteciler önemli bir “dayanışma” gerçekleştirdi. 
10 Ocak 1961 günü Türkiye radyolarında İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın işverenlerin 3 günlük gazete çıkarmama boykotuna karşı bir bildirisi yayımlanmıştı:
“İstanbul’da yayınlanan dokuz gazete üç gün müddetle kapanmıştır. Bu kapanma kararı, gazetelerin tesis ve maddi imkanlarını ellerinde bulunduran gazete sahipleri tarafından verilmiştir.
Basını meydana getiren asıl ve büyük kütle olan biz yazı işleri müdürleri, sekreterler, istihbarat şefleri, muharrirler, muhabirler, foto muhabirleri, karikatüristler, ressamlar, musahhihler ve diğer fikir işçilerinin böyle bir kararda oyumuz olmadığı gibi, bu hareketi asla tasvip etmemekteyiz.
27 Mayıs Devriminden önce, Menderes rejiminin en karanlık baskı günlerinde cop yiyen, hapse giren, yolu kesilen, zindanlarda çürütülmek istenen fikir işçilerinin hürriyet mücadelesi sırasında milletçe beklenen böyle bir hareketi yapmayan gazete sahiplerinin, fikir işçilerinin haklarını teminat altına alan kanunun çıktığı sırada, gazete kapatmak suretiyle Milli Birlik Komitesini protesto yoluna gitmeleri, ayrıca dikkati çekecek bir olaydır. 
Halk efkarının bu konuda vereceği hükme inancımızı belirtirken, fikir işçilerinin haklarını teminat altına alan kanunu çıkaran devrimin yaratıcısı Milli Birlik Komitesine teşekkürlerimizi sunmayı vazife bilir, beraber olduğumuzu alenin ifade ederiz.”
Aynı gün gazeteciler Cağaloğlu’ndaki sendika merkezinden Vilayet binası önüne kadar sessiz yürüyüş yapmışlardı. Taşıdıkları pankartlarda yazılı olanlardan birkaç örnek vermek gerekirse;  “Simidimiz ve hürriyetimiz için!”, “Çalışan gazeteciye cop, patrona hep hazır lop”, “Babıali ağalığına paydos” …

12 ocak 1961 tarihli Basın gazetesinin manşeti: Ankara gazetecileri de sessiz yürüyüş yaptı.

Türkiye Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu, gazeteciler tarafından Basın adlı gazete çıkarılmasına karar verdiler. Sonunda battılar ve satılan gazetelerin paralarını bile zor topladılar. Ama olsun, patronları yoktu. Gazetelerinde kendileri yazdı, gazeteyi kendileri bastı, kendileri dağıttı ve kendileri sattı. 
Basın gazetesinin sahibi olarak sendika üyesi Selçuk Çandarlı, Umumi Neşriyat Müdürü Abdi İpekçi gösterilmiştir. Mesul Yazı İşleri Müdürlüğüne Semih Tuğrul ve Teknik Müşavirliğine Murat Kayahanlı getirilmiştir. Bütün fikir işçilerinin elbirliği ile çalıştığı Basın gazetesi ilk sayısı Güneş Matbaacılık T.A.Ş’de, Gediz Gazetecilik ve Matbaacılık’ta, Halk Gazetecilik ve Matbaacılık T.A.Ş’de dizilmiş ve tertip edilmiştir.  Basın gazetesi üç gün boyunca Tan Matbaasında basılmıştır. Gazetenin günlük ortalama tirajı 100 bin olmuştur.  
11 Ocak 1961 tarihli Basın gazetesinin birinci sayfasında “Olayın İçyüzü” başlığıyla İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın görüşünü açıklayan yazı yayımlanmıştır. Yazıda gerekçeleriyle gazetelerin neden kapatıldığı açıklanmış ve  “…Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez. Basın yüzde yüz ticari bir müessese değildir. Bir amme hizmetidir” denilerek bu hizmete devam edebilmek için gazete çıkardıklarını kamuoyuna duyurmuşlardır.   
İkinci gün 11 Ocak 1961’de Türkiye Gazeteciler Sendikaları Federasyonu, Ankara Gazeteciler Sendikası ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti Yönetim kurulları ortak toplantı yapmışlardır. İbrahim Cüceoğlu, Bekir Çiftçi, Doğan Kasaroğlu, Seyfettin Turhan, Hamdi Avcıoğlu ve Erdoğan Örtülü ’den oluşan Kurul bir bildiri yayımlamıştır.
Bu bildiride gazete patronların 3 günlük boykotuna şöyle yanıt verilmiştir:
“(…) Düşük iktidar devrinde basın hürriyeti Anayasaya aykırı kanunlarla kökünden tahrip edilirken, Basın mensupları soluk alamaz hale getirilirken, ecir gazeteciler zindanlarda çürütülürken, seksenlik hürriyet mücahidi Hüseyin Cahit Yalçın cezaevine sokulurken, mücadeleci gazeteler kayıtsızlıktan kapatılırken, gazeteler resmi ilan tehdidiyle yola getirilirken bu kabil protesto hareketine tevessül etmeyen bu gazete sahiplerinin, bugünün hürriyet havası içinde en tabi hakları boykotla karşılamaları vatandaş vicdanında layık olduğu elbette mahkum olacaktır.
Bu gayretlerin her türlü hakkaniyet esasından uzak, hasis ticaret zihniyetin ve ağalık tahakkümünün bir eseri olduğu aşikâr şekilde ortadadır.
Ecir durumundaki fikir işçileri, en azından hayat şartı ve teminat istemekte, bu gazete sahipleri ise çalıştırdıkları gazetecileri istismara devam çareleri peşinde koşmaktadırlar. Asıl üzücü taraf ise Basın hürriyeti mefhumunu bu hasis zihniyetlerine alet etmek istemeleridir. Meselenin esası budur.”
Meselenin esası böyle anlatılmış ve 13 Ocak 1961 tarihli Basın gazetesinin son sayısında “Şimdilik Allahaısmarladık” başlıklı yazılarında şöyle yazmışlardı:   
“Çıkarken ne demiştik: “Üç gün sizi gazetesiz bırakmayacağız” Ve işte, bırakmadık. Bu sözümüzü tutmak için insan üstü bir güç sarfettik. Günümüzü gecemize kattık…Neler mi yaptık? Önce yazılarımızı yazdık, haberlerimizi hazırladık, sonra dizdik, sonra bastık, paketledik ve onları sırtımızda taşıdık, “BASIN”ı sizlere ulaştırdık…”1

Basın gazetesinin manşetinde yer alan fotoğraftaki pankart: Çalışan gazeteciye cop, patrona hep hazırlop / Simidimiz ve hürriyetimiz için.

Geçmiş yılların bu dayanışması “çalışan gazeteciler günü” olarak anılıyor. 
Türkiye’ye özgüdür. Türkiye’nin basın tarihidir. Dünya çalışan gazeteciler günü değildir.  
Dün olanlar basın tarihine tarihe böyle yazıldı, böyle yaşandı.  
10 Ocak gün olarak yıllar geçtikçe gazetecilerin mücadele gününe evrilmiştir. 
Belki kutlanmalıdır. Belki bayramdır, belki değildir…
Ama bir dayanışma örneğidir. Ders çıkarılmalıdır, çünkü basın tarihimizin öğretisidir.
Günümüzde ise medyanın özgürlüğü siyasal iktidarlardan sorulmaktadır.  
Artık kamusal bir görüş yaratmak amacıyla gerçekleri araştırmak, toplumda tartışmalar açmak yerine; gerçeklerin üstünü kapatmak, saklamak ve güçlerin sır ortağı olmak ve algı yaratmak görevini yerine getirmekte olan ve istisnaları dışında sahibinin sesine dönüşen basının  dayanışmaya ve özgürlüğe olan inançları tutsaktır. 
Siyasal iktidarlar özgür haber dolaşımının önündeki engelleri çoğaltarak gerçeklerin öğrenilmesinin ve haber dolaşımının serbestçe dolaşımını önlemektedirler. O nedenle demokrasi ve basın özgürlüğü hakkı yoktur.  
Siyasal iktidarlar basın özgürlüğünü ortadan kaldırdılar. 
Altını çizerek ifade edelim ki; Türkiye’de basın özgürlüğü yoktur. 
Kanunun, simidin ve hürriyetlerin tarihi vardır… 
Bir simit, bir dirhem özgürlük, bir bardak çay, bir ekmek, bir gazete…
Simidimiz ve hürriyetimiz için!

 1İstanbul Gazeteciler Sendikası Yayını. 10 Ocak ve Ötesi. 2002.Sayfa 8.
(Fİ/NÖ)

Вижте още

На земята има сняг: 12 януари училищна ваканция в Истанбул и 5 провинции

Права и общество януари 11, 20263 Mins Read

Tuncer Bakırhan: Хакан Фидан дипломат ли е или войник?

Права и общество януари 11, 20263 Mins Read

Самолетна катастрофа в Колумбия: Загинаха 6 души

Права и общество януари 11, 20261 Min Read

Студенти протестират срещу решението на университета в Коджаели да се премести

Права и общество януари 11, 20262 Mins Read

„Работниците искат да живеят човешки, а не като роби“

Права и общество януари 11, 20262 Mins Read

Жените се срещнаха в Анкара: Ние сме тук за нашите права, живот и свобода

Права и общество януари 10, 20262 Mins Read

Екзекутирани жени: Фатма, Дурду, Садберк.

Права и общество януари 10, 20264 Mins Read

Директор на Сирийската обсерватория за правата на човека: „Томас Барак е морален партньор в клането в Алепо“

Права и общество януари 10, 20264 Mins Read

Sheikh Maqsood Сили за вътрешна сигурност: Претенцията за прекратяване на огъня е неоснователна

Права и общество януари 10, 20263 Mins Read

Броят на загиналите при декемврийските протести в Иран нараства до 65 души

Права и общество януари 10, 20262 Mins Read
Още новини
Политика

Дълбока финансова блокада: Банка Илер отказва заеми на CHP

януари 12, 2026
Политика

Жестът на Diyanet към TUGVA: 40 милиона TL за умра

януари 12, 2026
Политика

Съюз за пътуване

януари 12, 2026
Политика

Емирът на CHP попита, Akın Gürlek блокира достъпа до постовете в Ekol TV

януари 12, 2026
Политика

Разследване за наркотици срещу известни личности: Разкрити са показанията на прокурорите Догукан Гюнгор и Джейда Ерсой

януари 12, 2026
Икономика

Австралия започва да трупа запаси от важни минерали

януари 12, 2026
Икономика

Тръмп отрича да е участвал в призовките на Министерството на правосъдието срещу Фед

януари 12, 2026
Икономика

Goldman отлага очакванията за Фед

януари 12, 2026
Икономика

ПОСЛЕДНАТА СИТУАЦИЯ В ЗЛАТО: Колко TL е грам и четвърт злато? Колко са цените на златото? (12 януари 2026 г.)

януари 12, 2026
Икономика

Пауъл обяви, че е получил заплаха за „наказателно обвинение“ от Министерството на правосъдието на САЩ.

януари 12, 2026
1 2 3 … 3 147 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.