Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini öğrenmek, sorumluların yargılanmasını talep etmek için her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, adalet nöbetlerinin 1066’ncısını yaptı.
Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen kayıp yakınları 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nü hatırlattı.
30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü’nde soruyoruz: Kayıplarımızı Nerede?#CumartesiAnneleri1066Hafta https://t.co/cyTFpaRvoE
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) August 30, 2025
„Adalet talebimizden vazgeçmiyoruz“
İnsan hakları savunucusu Sebla Arcan’ın okuduğu haftanın açıklaması şöyle:
1066.haftamızda yine kişi sınırlaması ile bizi Galatasaray Meydanı’ndan ayıran polis bariyerlerinin ödündeyiz. Bu keyfi yasağın ve sınırlamanın Anayasa’nın ve evrensel hukukun inkârı olduğunu bir kez daha haykırıyoruz.
Bugün, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü.
2010 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bu gün, dünyanın dört bir yanında zorla kaybedilen kişileri anmayı ve onların ailelerinin adalet arayışını görünür kılmayı amaçlamaktadır.
30 Ağustos, yalnızca geçmişin acılarını hatırlatmaz; aynı zamanda gelecekte benzer ihlallerin yaşanmaması için farkındalık yaratmayı da amaçlar.
Biz biliyoruz, yaşadık: Gözaltında kaybetmeler sadece kaybedilenlerin değil, onların yakınlarının da hayatını paramparça eder. Kayıp yakınlarını belirsizlik içinde yaşamaya mahkûm eder. Bu belirsizlik, “acıların en büyüğü” dür. Kaybedilenlerin akıbetinin karanlıkta bırakılması, fail ve sorumluların cezasızlık zırhıyla korunması, yaraların sarılmasını engeller. Hakikatin gizlenmesi toplumsal hafızada da derin yaralar açar, kuşaklar arası travmayı kalıcı hale getirir.
Bu yüzden kayıp ailelerinin hakikati bilme talebi yalnızca kayıplarına ulaşmayı değil; hakikat yoluyla herkes için onurlu ve kalıcı bir barışın kapısını aralamayı da hedefler. Çünkü kalıcı barış, yaraların tanınması ve iyileştirilmesiyle mümkündür. Hakikatin ortaya çıkarılması; ailelerin acısını, toplumun güvensizlik duygusunu onarır. Cezasızlık kültürünü kırar, toplumun barış inşa süreçlerine güvenini artırır.
Söyledik, söylemeye devam edeceğiz: Barışın sürdürülebilirliği sadece çatışmaların sona ermesiyle değil, geçmişin adil bir şekilde aydınlatılmasıyla mümkündür. Hakikat ve adalet talebi, kayıp aileleri için bireysel bir ihtiyaç olmanın ötesinde, demokratik barışın temel koşuludur.
Bizler, bugün Galatasaray’da dünyanın her yerindeki zorla kaybedilenlerin yakınlarıyla aynı duyguları ve talepleri paylaşıyoruz:
Kayıplarımızın nerede oldukları açıklansın, mezarları bulunsun, hakikat ortaya çıkarılsın.
Fail ve sorumlular yargılansın, cezasızlık sona ersin, adalet sağlansın.
Devlet geçmişle yüzleşsin, hesap verebilirlik sağlansın.
Gözaltında kaybetmelerin tekrarlanmasını önleyecek yasal düzenlemeler yapılsın, etkin mekanizmalar kurulsun.
Bu taleplerimizin ısrarlı takipçileri olmayı sürdüreceğiz.
Yalnız kaybedilenleri değil, onları kaybedenleri ve kaybetme iklimini yaratanları da unutmayacağız. Türkiye’nin toplumsal barışına ve demokrasisine katkı sunmak için sözümüzü söylemekten vazgeçmeyeceğiz.
30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü vesilesiyle hatırlatıyoruz: Barışın kaybedeni olmaz. Silahların sustuğu bu süreçte barış ve demokratikleşme umudunu büyütme zamanı. Daha yüksek sesle barış ve demokrasi talep etme zamanı. Farklılıklarımızla ayrışmak değil, ortak insanlık değerlerinde birleşme zamanı. Ve barış umudunu araçsallaştırmak isteyenlere karşı hep birlikte hayır deme zamanı.
30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü vesilesiyle Batman’da, Diyarbakır’da, Yüksekova’da, İzmir’de ve dünyanın her yerinde hakikat ve adalet mücadelesi yürüten kayıp yakınlarını ve insan hakları savunucularını dayanışma duygumuzla selamlıyoruz.
(EMK)