ABD’nin Venezuela’nın petrol rezervlerini işletmeye yönelik planlarının, 2050’ye kadar küresel ısıtmayı 1,5°C ile sınırlamak için kalan karbon bütçesinin yüzde 10’undan fazlasını tek başına tüketebileceği ortaya çıktı.
The Guardian için ClimatePartner tarafından hazırlanan analizde, Venezuela’nın petrol üretiminin 2028’e kadar günlük 500 bin varil, 2035-2050 döneminde ise günlük 1,58 milyon varil artırılmasının karbon etkisi modellendi.
Analiz, kâğıt üzerinde dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela petrolünün daha fazla sömürülmesine yönelik her adımın, küresel iklim hedefleri üzerindeki baskıyı ağırlaştırarak gezegeni iklim krizinin geri dönülmez eşiğine daha da yaklaştıracağını ortaya koyuyor.
Katran benzeri bir yapıya sahip
Sektör tahminlerine göre Venezuela’dan çıkarılan petrol, dünyadaki en yüksek karbon ayak izine sahip petrol olarak değerlendiriliyor.
Ağır ve yüksek kükürt oranına sahip (heavy, sour) petrol sınıfında yer alan Venezuela ham petrolü, yoğun ve katran benzeri bir yapıya sahip. Suudi Arabistan gibi ülkelerde üretilen hafif ve düşük kükürtlü petrole kıyasla, bu tür petrolün yer altından çıkarılması çok daha enerji yoğun ve kirletici süreçler gerektiriyor.
Bu nedenle S&P Global Platts Analytics tarafından yapılan bir araştırma, Venezuela’daki Orinoco Kuşağı petrol yataklarının, büyük petrol bölgeleri arasında açık ara en yüksek karbon yoğunluğuna sahip olduğunu ortaya koydu.
Araştırmaya göre Orinoco Kuşağı’ndan çıkarılan petrolün karbon yoğunluğu, Norveç’teki Johan Sverdrup sahasında üretilen petrole kıyasla neredeyse bin kat daha fazla. Raporda, Venezuela petrolünün “aşırı” karbon yoğunluğunun, bu ham petrolün “sıkı karbon bütçelerinin geçerli olduğu bir dünyada ciddi yapısal engellerle karşılaşacağını” açık biçimde ortaya koyduğu vurgulandı.
“Dünyanın en kirli petrolü”
ClimatePartner kıdemli analisti Hollie Parry, analizle ilgili değerlendirmesinde şöyle dedi:
Dünyanın en yüksek karbon yoğunluğuna sahip ham petrollerinden birinin üretimini tarihsel seviyelere çıkarmak, kalan küresel karbon bütçesinin yaklaşık yüzde 13’ünü tek başına tüketecek. Bu, tek bir petrol genişlemesinin, Avrupa Birliği’nin neredeyse 10 yıllık toplam emisyonuna denk olması anlamına geliyor. Hızla ısınan bir dünyada bu tür bir karar, bilimin fosil yakıtlardan acil ve köklü bir çıkışı zorunlu kıldığı bir dönemde, onlarca yıl sürecek yüksek emisyonları kalıcı hâle getirmek demektir.
Çevre örgütleri de ABD’nin Venezuela petrolü üzerindeki iddialarına sert tepki gösterdi.
Greenpeace International İcra Direktörü Mads Christensen, bu hamleyi “hem pervasız hem de tehlikeli” olarak niteledi.
Büyük ölçüde işlevsiz durumda
Yıllardır süren yaptırımlar nedeniyle Venezuela’nın petrol altyapısı ciddi biçimde yıpranmış ve büyük ölçüde işlevsiz durumda.
Ancak ABD özel kuvvetlerinin 3 Ocak’ta Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırarak New York’a götürmesinin ardından geçen bir hafta içinde, ABD Başkanı Donald Trump petrol şirketlerine, Venezuela’daki kuyuları yeniden faaliyete geçirmek üzere 100 milyar dolarlık (74 milyar sterlin) yatırım çağrısında bulundu.
Trump, cuma günü (9 Ocak) petrol şirketlerinin yöneticilerine hitaben yaptığı konuşmada, “Petrol üretimi açısından çok az kişinin daha önce gördüğü seviyelere ulaşacağız,” dedi. (TY)

