Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Измир няма извинение: Къде са организациите, когато жените са солидарни?

Измир няма извинение: Къде са организациите, когато жените са солидарни?

януари 13, 2026 Права и общество
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Целта на Измирския барометър е да определи дневния ред на жителите на Измир чрез повтарящи се проучвания, както правят неговите колеги, но Бир Арада Яшариз Образование и социални изследвания...

İzmir Barometresinin amacı emsallerinin yaptığı gibi İzmirlilerin gündemini tekrarlanan anketlerle belirlemek ama, Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı BAYETAV tarafından gerçekleştirilen barometre, kadınlar açısından başka önemli durumlara dikkat çekiyor. 
Barometrenin nicel verileri kadınların şiddete uğradıklarında en güvenilir kurum olarak güvenlik güçlerini gördüklerini belirtmekle beraber (%60), derinlemesine görüşmelerde bununla çelişen anlatılarla karşılaşılıyor.
Sorunun sistemik olduğunun farkında olan bir katılımcı, “Bir şey gelse başıma polisi arar mıyım bilmiyorum çünkü polise de güvenmiyorum. Yani şikayet etsem ne polisin ne de hakimin bana inanacağına ya da beni koruyacağına güvenmiyorum” derken, bir diğeri “Polislere güvenilirlik, şöyle, mecburum. Yani benim başka bir yolum yok. Tabii ki yani benim gerçekten hakkımı savunup beni temsil edebilecek bir kurumun olduğunu bilirsem önce ona da başvurabilirim” diyerek güvenden değil, seçeneksizlikten  güvenlik güçlerine gidildiğini dillendiriyor. Dolayısıyla kadınların şiddete uğradıklarında başvurulacaklar arasında barolar gibi meslek örgütleri ve kadın dernekleri dahil sivil toplum örgütlerini çok düşük oranlarda anmaları, yerel yönetimlerden ise sadece yüzde 3 oranında destek beklenmesi de önemli veriler. Burada en çarpıcı verilerden birisi de düşük gelir gruplarından gelen kadın katılımcıların kadın örgütlerinden “neredeler hani bizim oralara yolları hiç düşmüyor” şeklindeki şikayetleri.

Örgütlü değil ama bireysel kadın dayanışması
 “Beyazlık”, “ulusalcılık” ve “sekülercilik”le adları anılan  İzmirli orta sınıf kadınların basmakalıp temsillerinden birisinin, kendileri gibi olmayanlara “ayar çekebilirlik” şeklinde karşımıza çıktığını biliyoruz. Bu temsil ile çeliştiğini bir çırpıda söylemek mümkün olmamakla birlikte, barometrenin niteliksel verileri bize özellikle erkek tacizleri veya şiddeti söz konusu olduğunda örgütlü olmasa da kendiliğinden bir bireysel kadın dayanışmasının sınıfları çapraz kesecek şekilde ortaya çıktığına dair örnekler sağlıyor.
Bir katılımcı, “İzmir’de kadın kadını destekliyor… Kadın eğer tacize uğruyorsa, arkasında‌ ‌ bütün kadınlar birlik olup o adamı oradan indirebiliyorlar” diyor. Bir diğeri ise kendi duruşunu, ‌ “…mesela ben çevremde, otobüste olsun, başka bir yerde rahatsız edilen bir kadın gördüğümde, yanındaki erkek acaba onu rahatsız ediyor mu diye dikkat ediyorum…benim görevimmiş gibi sanki o kadını korumak” şeklinde ifade ediyor. Bir diğer genç kadın da, sevgilisi olan erkeğin hoşlanmadığı bir konudaki ısrarı karşısında, bunun tanığı olan  “bir ablanın”, önce “kız istemiyor, yapma” diye nasıl araya girdiğini,  “benim kız arkadaşım sen karışma” cevabını alınca da, onu durdurmak üzere sevgiliye nasıl çantasıyla vurduğunu aktararak, bundan memnuniyetini “artık erkek arkadaşım, benim elimi kaldırmamdan bile korkuyor. Çok mutluyum” dillendiriyor.    
Özetle, katılımcılar örgütlü bir kadın dayanışmasından söz edilmese de –kamusal alanda sözlü veya fiziksel erkek şiddetine maruz kalan kadınların olay anında etraflarında bulunan kadınlar tarafından kollanıp korunmaları gibi bir kendiliğinden gelişen duyarlılık ve dayanışma ile karşılaşılıyor.
Bu da gençlik sorunlarını odağına alan Bahar 2025 Barometresinde 16 Mart sonrası gelişen siyasal iktidar karşıtı protesto eylemlerine katılan gençlerin tasvir ettiği “koruyucu, kollayıcı, kendilerine su veren, polise karşı kendilerini koruyan, İzmirli teyzeler” imgesiyle örtüşüyor. Kanımca bu bireysel tepki şeklinde ortaya çıkan kadın dayanışması, bir yandan toplumsal cinsiyet eşitliği ve ayrımcılık karşıtlığı kadınların farkındalıklarının artmış olması, diğer yandan konunun siyasal iktidarın politikalarıyla -ikinci örnekte daha çok olmakla birlikte- ilişkili.  
Ancak bununla çelişir gibi görünen bir verisi daha var barometrenin, İzmirlilerin genelinde, bu arada kadınlar için de “feminizm” en uzak durdukları ideoloji olarak karşımıza çıkıyor. Bunun nedenleriyle ilgili derinlemesine değerlendirme yapılabilmesi için daha fazla veriye ihtiyaç var ama bu üzerine düşünmemize engel değil.
Barometrenin bize söyledikleri ve ima ettikleri…
İzmirli kadınlara ilişkin “özgür ve güçlü” oldukları yönündeki mit, kadınları simgesel olarak yüceltirken, her tekrarlandığında dolaylı olarak bir tekinsizliğe de işaret ettiği ölçüde- özne olarak sınırlandıran bir kod olarak karşımıza sürekli çıkmaya devam ediyor. BAYETAV’ın gerçekleştirdiği İzmir Barometreleri ise aslında bize -ve bir kez daha- kadınların uğradıkları eşitsizlik ve ayrımcılıklar, ekonomik kırılganlık ve kamusal ile özel alanda karşılaştıkları can tehditi dahil her türlü erkek şiddetine rağmen güçlerini nerede kurduklarını gösteriyor.
Kadınlar geliştirdikleri mikro varoluş stratejileriyle – neoliberal/muhafazakar iktidarlara çoktan teslim olmuş- diğer kentlerden görece daha iyi bir İzmir hayatının bizzat “kurucusu” olduklarını ortaya koyuyor. 
Örneğin İzmir’e diğer metropollerden veya küçük yerleşimlerden gelenlerin çabucak farkettikleri üzere mesela kadınların -iklimin de etkisiyle- kamusal mekanlardaki görünürlükleri yüksek. Ancak tekrar altı çizilmeli, kadınların İzmir’de yaşamaktan duydukları memnuniyetin yükseklerde seyretmesi, ya da İzmir’in “kadın-dostu kent” olduğu algısı, evrensel ölçütlerden ziyade, başka kentlerle yapılan karşılaştırmalar ve bir “göreli iyilik” hâlinin tespit edilmesiyle ilgili ancak,  kadınlar da bunun öznesi.
Kanımca da bu gerilim -yani bir yandan eşitsizlik, güven(ce)sizlikle gelen kırılganlık, diğer yandan kamusal alana, mekanlara katılım, “istediğini giyip de dolaşabilme” nedeniyle duyulan “serbestlik”- İzmir’e kadınlar için sabit bir özgürlük alanı olarak yaklaşılmaması gerektiğini  gösteriyor. Yani barometrenin odak grup katılımcılarının anlatıları bize aslında İzmir’in kadınlarca -feminist literatürde işaret edildiği üzere- gündelik hayat içinde sürekli müzakerelerle geliştirilen bir politik mekân olarak yaklaşıldığını ve belki de bu müzakere edebilme imkanının kenti  “kadın dostu” sayılmaya yaklaştırdığını düşündürtüyor. Çünkü günümüz Türkiye’sinde bu, her zaman ve her yerde kolaylıkla yapılamıyor.
Barometrelerin verileri bize yine, kadınların kamusal ve özel alanda uğradıkları eşitsizlikler ve ayrımcılıklar, özellikle yalnız, yalnız olup da çocuk sahibi, emekli ve yaşlı olanlarını daha da etkileyen ekonomik imkansızlıklar ve derin yoksullaşma karşısında geliştirdikleri mikro-stratejiler sayesinde “çaresiz” olduklarını söyleseler bile, “umutlu” kalmayı becerebildiklerini de düşündürtüyor. Yine barometrelerden, örgütlü oldukları kadarıyla bile kesişimsel bir kavrayıcılık gösteremeyen kadın hareketlerine rağmen ve/veya aralarında organik bir ilişki olmasa  bile onlar sayesinde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunda farkındalık geliştirebilmiş kadınların -aslında durum da o kadar görünür ki- erkek tacizi ve şiddeti karşısında nasıl kendiliğinden bir kadın dayanışması gösterebiliyor olduklarını öğreniyoruz. Bireysel olsa bile kadın dayanışmasının ne kadar önemli olduğu üzerine bir kez daha düşünüyoruz.
Nihayet, barometreler bize kamusal alanın -İzmir’inkini de istisnai kılmayan- bu mevcut cinsiyetlendirilmiş yapısı içinde, kadınların dezavantajlı olsalar bile teslim olmadıklarını, asıl güçlerinin de buradan tanımlanması gerektiğini gösteriyor. Ancak İzmirli kadınların -adını böyle koymaları şart olmaksızın- ataerkiyle bu mikro-stratejiler aracılığıyla giriştikleri müzakerelerin, sınıfsal konum, yaş, eğitim düzeyi, köken, mahalle ve yaşam koşullarına göre değişen şekillerde parçalı biçimde kurulduğunu da belirtmek gerekiyor.
Ayrıca, özellikle kadınların örgütlü destek ağlarına erişimlerinin kolay olmadığı ve yoksulluğun daha derinden hissedildiği kent çeperlerinde, kadınların bu pazarlığı -eğer o da yapabiliyorlarsa- çok daha yüksek maliyetlerle yürüttebildiklerini de hesaba katmak gerekiyor.
Barometrede feminizmin “uzak” bir kimlik olarak görünmesi de, kanımca eşitlik talebinin yokluğundan çok, muhtemelen feminizmin kamusal temsiline ve bir etiket olarak algılanışına dair bizzat kadınların duydukları bir mesafeyle ilgili.
İzmirli kadınların gündelik adalet duygusu, eşitsizlik farkındalığı ve geliştirdikleri dayanışma pratiklerine rağmen, feminizmle kurdukları bu mesafe, feminist siyasetin nasıl anlatıldığı, kimlere temas edebildiği ve hangi deneyimleri tanıdığı sorularına cevap verebildiğimizde  ancak, anlaşılabilir nitelikte.
Sonuç olarak İzmir’i, ne özsel olarak kadın-dostu bir kent, ne de ataerkinin askıya alındığı istisnai bir mekân olarak görmek gerekiyor. Ya da İzmir’e toplumsal cinsiyet rejiminin seküler biçimler altında yeniden üretildiği,  buna karşılık kadınların özgürlüğü çoğu zaman bir hak olarak değil, koşullu ve kırılgan biçimlerde, gündelik müzakereler aracılığıyla kısmen kurabildiği ve ancak göreli olarak “serbestçe” deneyimlediği bir kent olarak yaklaşılmalı.
Çok çok sevgili Fuat Keyman İzmir’e -daha iyisi olmamak için- “mazereti olmayan kent” diyordu. İzmir Barometrelerinin bulguları da işte bir yandan kadınların ataerkiyle müzakerelerini bireysel uyum stratejileriyle yürütmek zorunda bırakıldığını gösterirken, diğer yandan kentin kadın-dostu olma iddiasının ancak bu görünmez müzakere yükünü kamusal güvenlikten istihdama, bakım hizmetlerinden mekânsal adalete uzanan bütüncül toplumsal cinsiyet politikalarıyla üstlenebidiği ölçüde gerçeklik kazanacağını düşündürüyor.
Ve İzmir’in veya İzmir’i yönetenlerin -ben de kıyasla söyleyeyim-  bunu yapmamak için bir “mazereti yok”.

İzmir Barometreleri ve kadın dostu olmamak için “mazereti olmayan bir kent”
13 Ocak 2026

(SA/EMK)

Вижте още

Кубинският президент Бермудес: „Не преговаряме със Съединените щати“

Права и общество януари 13, 20263 Mins Read

Путин назначава попечители на руските дъщерни дружества на западни компании

Права и общество януари 13, 20261 Min Read

Република Корея: Смъртна присъда за задържания бивш президент Юн

Права и общество януари 13, 20263 Mins Read

Губернаторът Гюл започва мобилизация за бездомните животни в Истанбул

Права и общество януари 13, 20262 Mins Read

Предложение за закон за мотокуриерите: включването им в обхвата на „много опасните професии

Права и общество януари 13, 20263 Mins Read

Жени, подложени на насилие: Ако държавата прощава, защо аз да прощавам?

Права и общество януари 13, 20267 Mins Read

Турция е втората страна след Индия с най-много уведомления за пестициди

Права и общество януари 13, 20262 Mins Read

Bakırhan: Има ли някакво обяснение за клането в Алепо, докато се търси мир в Анкара?

Права и общество януари 13, 20264 Mins Read

На Тръмп уж били представени варианти за „намеса“ в Иран

Права и общество януари 13, 20261 Min Read

Новата година съживява Laz „Стара сметка“

Права и общество януари 12, 20267 Mins Read
Още новини
Жени

Нивото на бащинство на Ахмет Курал се е повишило с една степен: Вече съм професионалист

януари 14, 2026
Жени

Кърваво нападение в чужбина: Убити са двама турски бизнесмени

януари 14, 2026
Жени

Загубил е контрол над автомобила и се е ударил в стълб за осветление по следния начин

януари 14, 2026
Новини

Пет съвета за здравето на червата

януари 14, 2026
Новини

Геологът обясни: Защо Гренландия е толкова важна?

януари 14, 2026
Жени

Изявление за петрола от Венецуела

януари 14, 2026
Новини

Среброто счупи рекорд

януари 14, 2026
Жени

Традицията на каландара се поддържа жива в Трабзон

януари 14, 2026
Новини

Грамовото злато започна деня с рекорд – 14 януари 2026 г.

януари 14, 2026
Новини

2025 г. ще бъде третата най-гореща година: Целевата граница може да бъде надхвърлена 10 години по-рано

януари 14, 2026
1 2 3 … 3 191 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.