6 Şubat depremlerinde yıkılan Malatya Kurucaova’da zemini sağlam olmayan alanın yapılaşmaya açılmasına karşı açılan davanın, ‘alanın Hazine’ye ait olduğu’ gerekçesiyle reddedilmesinin ardından yurttaşlar, bir kez daha harekete geçti. Bölge halkı, yaşam haklarının ihlal edildiğine tepki göstererek süreci İstinaf’a taşıdı.
Bölgede yaşayan bir yurttaşların Malatya 2. İdare Mahkemesi’ne sunduğu dilekçede afetin ardından evlerinin yıkıldığını ve hak sahipliğinin de bulunduğunu ifade etti. Dilekçede “Zemini çürük, fay hattına yakın, dere yatağı ve maliyeti yüksek bir yerde yaşayacak olmam nedeniyle gerek yaşam hakkım gerek mahkemeye erişim hakkım ihlal ediliyor. Bu durum, ileri aşamalarda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmama neden olacak” denildi.
Dilekçede yer seçiminin yapıldığı taşınmazların sahibinin hazine olduğu ve yine yerleşim alanına uygun olmayan alana ev yapanın ve yer seçimini yapan kurumun da davalı kurum olan Malatya Valiliği olduğu bu sebeple bir sonuç alamadıklarını kaydetti.
RAPORLAR ORTADA
Keyfi bir süreç yürütüldüğü kaydedilen dilekçede bilirkişi raporlarına da atıfta bulunuldu. Dilekçede yer alan bilirkişi raporunda özetle şu tespitlere dikkat çekildi:
• Yer seçim kararına konu taşınmazların, jeolojik ve hidrolojik açıdan yapılaşmaya uygun alanda yer almadığı belirlendi.
• Şehircilik ve planlama ilkeleri açısından hem tarım arazisi olması hem de sel ve taşkın alanı içerisinde yer alması nedeniyle sorunlu bir alanda bulunduğu görüldü.
• Yapılaşma bölgesine alternatif olarak köy yerleşik alanının yer aldığı ve mevcut bölgenin kuzeyinde yer alan bölgenin yerleşime daha uygun olduğu belirlendi.
• Alanın II. sınıf tarım arazisi vasfı taşıdığı sonucuna varıldı.
Ayrıca Devlet Su İşleri’nin (DSİ) görüşüne de dikkat çekilen dilekçede yerleşim alanı olarak seçilen taşınmazların çevresinde 4 tane aktif derenin bulunduğu ve fay hatlarına da yakın olduğu belirtildi.
Dilekçede; konut yapılmak istenen çürük alanın ‘hazineye ait olduğu’ gerekçesiyle yurttaşın dava açmaya ehliyeti olmadığına yönelik kararın iptali talep edildi. Dilekçede 7452 Sayılı Kanun, Anayasa ve ilgili mevzuata aykırı olduğunu, mülkiyet hakkını ihlal ettiğini ve ciddi afet riskleri doğurduğunu belirtildi.
3 KEZ YIKILDI
Bölgede yaşayan yurttaşlar, 1974 yılından itibaren alanda 3 kez deprem konutu yapıldığını ve afetlerle 3 kez yıkıldığını söyledi. Mahallelilerden Hasan Aşkın, “Burada imza atanlar kendi çocuklarını mı burada oturtacak? Burası sağlam değil, dere yatağına ev yapmak doğru değil. Son depremde 45 kişi öldü. Kendi amcamın cenazesini 4 gün sonra kendi imkânlarımla çıkardım. Bu ölümler kader değil, ihmal” dedi.

