Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Rojava’da evrensel hukukun sınırı: Hukuk mu, çıkar mı?

Rojava’da evrensel hukukun sınırı: Hukuk mu, çıkar mı?

януари 19, 2026 Политика
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Kürdistan coğrafyasının parçalanmışlığı, doğal ya da kaçınılmaz bir sonuç değil; Kasr-ı Şirin, Sykes–Picot ve Lozan gibi uluslararası düzenlemelerle, Kürt halkının...

Kürdistan coğrafyasının parçalanmışlığı, doğal ya da kaçınılmaz bir sonuç değil; Kasr-ı Şirin, Sykes–Picot ve Lozan gibi uluslararası düzenlemelerle, Kürt halkının iradesi yok sayılarak yaratılmış bir durumdur
*Hidayet Enmek
Uluslararası hukuk, teorik düzlemde evrensel, bağlayıcı ve tüm devletler ile aktörler için eşit biçimde uygulanması gereken bir normlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bu sistemin temel amacı, devletlerin keyfi uygulamalarını sınırlandırmak, güç kullanımını hukuki denetime tabi kılmak ve bireylerin temel haklarını korumaktır. Ne var ki sahadaki uygulamalar incelendiğinde, bu evrensellik iddiasının her durumda karşılık bulmadığı açıkça görülmektedir. Özellikle Kürtler söz konusu olduğunda, uluslararası hukukun temel ilkelerinin siyasal ve güvenlik gerekçeleriyle askıya alındığı ve etkisizleştirildiği dikkat çekmektedir.
Rojava’da ve Halep çevresinde yaşanan gelişmeler, evrensel hukuk normları ile fiilî uygulamalar arasındaki bu derin çelişkinin güncel ve somut bir örneğini oluşturmaktadır. Türkiye’nin, ABD’nin ve Avrupa devletlerinin bu süreçte benimsediği tutum, hukukun tarafsızlığına ve bağlayıcılığına değil; bölgesel çıkar hesaplarına dayalı bir yaklaşımın ağır bastığını göstermektedir. Bu tablo, uluslararası hukuk sisteminin meşruiyetini doğrudan etkileyen temel bir soruyu gündeme getirmektedir: Hukuk gerçekten evrensel ise, neden Kürtler söz konusu olduğunda işlevini yitirmektedir?
Bu sorunun yanıtı, büyük ölçüde Türkiye’nin tarihsel Kürt politikasında yatmaktadır. Bu politikanın kurucu kırılma noktalarından biri Lozan Antlaşması’dır. Lozan’da Kürtler, Osmanlı sonrası yeni siyasal düzenin kurucu unsurlarından biri olmalarına rağmen, bilinçli biçimde siyasal ve hukuki statü dışında bırakılmıştır.
Bugün Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar, bu zihniyetin sınırların ötesine taşınmış hâlidir. Oysa Kürtler, uluslararası hukuk bakımından kendi topraklarında yaşayan ve uzun süredir dört ayrı devletin egemenliği altında bölünmüş bir halktır. Halk statüsü, yalnızca bağımsızlık talebini değil; yönetime katılma, yerel yönetim mekanizmalarının oluşturulması, kültürel ve siyasal varlığın korunması gibi temel kolektif hakları da kapsamaktadır. Kürdistan coğrafyasının parçalanmışlığı, doğal ya da kaçınılmaz bir sonuç değil; Kasr-ı Şirin, Sykes–Picot ve Lozan gibi uluslararası düzenlemelerle, Kürt halkının iradesi yok sayılarak yaratılmış bir durumdur.
Bu yaklaşımın yakın dönemdeki en açık örneklerinden biri 2017 Irak Kürdistanı bağımsızlık referandumudur. Referandum, halkların geleceğini barışçıl yollarla belirleme hakkının meşru bir ifadesi olmasına rağmen; Türkiye, İran, Irak ve Suriye tarafından eş zamanlı biçimde reddedilmiş ve tehditlerle bastırılmıştır. Uluslararası toplumun bu süreçte etkili bir tutum sergilememesi, hukukun eşit uygulanmadığını ve siyasal çıkarların hukuki ilkelerin önüne geçtiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Türkiye: Lozan’dan Rojava’ya uzanan inkâr sürekliliği
Rojava’da Kürtler, Suriye bağlamında demokratik entegrasyona ve birlikte yaşama dayalı bir çözüm arayışı içindeyken; Türkiye ve HTŞ bu yaklaşımı bir çözüm zemini olarak değil, bir teslimiyet dayatması olarak değerlendirmektedir. Bu yaklaşım, Kürtlerin siyasal özneleşmesini kabul etmeyen tarihsel inkâr çizgisinin güncel bir yansımasıdır.
Ancak Kürtler, yüz yıl önceki Kürtler değildir. Lozan’da yok sayılan Kürt halkı, geçen yüzyıl boyunca politik, ideolojik ve diplomatik alanlarda derin bir dönüşüm geçirmiştir. Bugün Kürtler, Suriye bağlamında yeni bir “Lozan travmasını” ne kabullenecek ne de buna karşılık bir yenilgiyi içselleştirecek bir noktadadır.
Rojava’da YPG öncülüğünde IŞİD karanlığına karşı verilen tarihsel direniş ve bu direnişin ardından QSD çatısı altında Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilen komünalizm temelli yönetim modeli, bu dönüşümün somut ifadesidir. Bu model, yalnızca askeri bir savunma pratiği değil; kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite ekseninde şekillenen, yerel halkların ve inanç gruplarının güvenliğini, temel haklarını ve siyasal katılımını esas alan alternatif bir yönetim anlayışıdır.
Bu yönüyle Kuzey ve Doğu Suriye deneyimi, özelde Suriye’de, genelde ise Ortadoğu’da örnek teşkil eden siyasal ve toplumsal bir model niteliği taşımaktadır.
Tam da bu nedenle, HTŞ’nin Türk devleti üzerinden ithal etmeye çalıştığı ve Türk devletinin kendi varoluşu açısından tehdit olarak gördüğü bu modele karşı, “tek devlet, tek dil, tek halk” stratejisine dayanan saldırılar tarihsel, siyasal ve toplumsal gerçeklikten kopuktur. Bu yaklaşım, bugün politikleşmiş, örgütlü ve hak bilinci yüksek bir toplumsal gerçeklik karşısında boş ve beyhude bir çaba olmaktan öteye geçememektedir.
HTŞ ve bilinçli hukuk ihlali
Türkiye’nin HTŞ’ye sağladığı açık ve fiilî destek, HTŞ’nin Halep’te Şeyh Maksud, Eşrefiye ve çevresindeki Kürt yerleşimlerine yönelik saldırılarında somutlaşmaktadır. Bu saldırılar sivilleri doğrudan hedef almakta ve uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerini ihlal etmektedir.
Avrupa Birliği ise insan hakları ve hukukun üstünlüğünü kurucu değerler olarak savunduğunu iddia etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bu iddianın temel dayanağıdır. Ancak Kürtlerin yerel yönetim ve statü talepleri söz konusu olduğunda bu değerlerin geri plana itildiği görülmektedir. HTŞ’nin Kürtlere ve diğer azınlıklara yönelik ağır ihlallerine rağmen sürdürülen temaslar, bu normatif çelişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda, İsrail ile HTŞ arasında Paris’te gerçekleştiği yönünde kamuoyuna yansıyan, ancak içeriği resmî olarak açıklanmayan temasların ardından Halep ve çevresindeki Kürt yerleşimlerine yönelik saldırıların belirgin biçimde artması da dikkat çekicidir. Bu zamanlama, saldırıların münferit değil; bölgesel güç dengeleri ve örtük siyasal mutabakatlar çerçevesinde değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Sonuç olarak Rojava ve Halep’te yaşananlar, uluslararası hukukun neden giderek inandırıcılığını yitirdiğini açık biçimde ortaya koymaktadır. Hukukun evrensel olduğu iddiası, Kürtler söz konusu olduğunda yerini siyasal hesaplara ve güç dengelerine bırakmaktadır.

*Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi, avukat

Вижте още

HTŞ’ye bağlı çetelerin Rojava’ya saldırıları sürüyor: DSG-YPJ ve halk direniyor

Политика януари 19, 20265 Mins Read

TCŞ’den çağrı: Kobanê ruhu ile Rojava’yı savunalım

Политика януари 19, 20262 Mins Read

DSG direniş çağrısı yaptı: Birleşin, işgalcilerin sınırlarını yıkın, direniş mücadelesine katılın

Политика януари 19, 20262 Mins Read

Korku ve konfor çağında emperyalist saldırı

Политика януари 19, 20266 Mins Read

CHP MYK’nin öncelikli gündemi emekliler

Политика януари 19, 20263 Mins Read

Erdoğan’dan Kabine sonrası açıklama: „Unutmayın Suriye, Suriyelilerindir“

Политика януари 19, 20262 Mins Read

İsias Otel: Kamu görevlilerinin yargılandığı davada karar çıktı

Политика януари 19, 20263 Mins Read

CHP’li isimlerden Şükrü Genç’e verilen hapis cezasına tepki

Политика януари 19, 20264 Mins Read

Citizens want an early election

Политика януари 19, 20263 Mins Read

AYM’den tutsakların görüşmelerinin dinlenmesine bir kez daha ihlal kararı 

Политика януари 19, 20262 Mins Read
Още новини
Общество

‘Şeriat’ çıkışı nedeniyle hedef gösterilen Esra Erol özür diledi

януари 19, 2026
Жени

Son dakika… Suriye ordusu, Haseke kent merkezinin dış mahallelerine ulaştı

януари 19, 2026
Новини

‘Zootropolis 2’ Hollywood’un en yüksek hasılat yapan animasyon filmi

януари 19, 2026
Жени

İletişim Başkanı Duran’dan Suriye’deki gelişmelere ilişkin paylaşım

януари 19, 2026
Общество

Akaryakıtta yeni zam kapıda

януари 19, 2026
Жени

Doğan Ali Doğan, DEİK Türkiye-Uganda İş Konseyi’ne yeniden başkan seçildi

януари 19, 2026
Финанси

Terör örgütü YPG/SDG, hapishaneyi devretmemek için Suriye ordusuyla çatışıyor

януари 19, 2026
Жени

Tamirciden çıkardığı otomobil alev aldı

януари 19, 2026
Жени

Danimarka Dışişleri Bakanı: ‘Trump, samimi ve içten bir şekilde Grönland’ı istiyor’

януари 19, 2026
Общество

Sergen Yalçın müjdeyi verdi! Transferler için o günü işaret etti

януари 19, 2026
1 2 3 … 3 307 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.