Saldırılara tepki gösteren kadınlar, Rojava’da yaşayan halkların kardeşleri olduğunu belirterek, örgütlü mücadele çağrısı yaptı
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde Kürt halkına yönelik saldırılar kadınlar üzerinden yürütülüyor. Bir yandan “barış” söylemleri gündeme getirilirken, diğer yandan Rojava’daki halkların ve kadınların yaşam alanları hedef alınıyor. Saldırılara tepkiler de aralıksız sürüyor.
İzmir’de Barış Anneleri, kadın örgütü ve siyasetçi kadınlar, saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hakan Fidan’ı ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı protesto ettiğini dile getiren Barış Annesi Nufüsa Ataç, Fransa ile bir araya gelinerek toplantı yapıldığını hatırlatarak, “O zaman barış nerede?” diye sordu.
‘Rojava’da yaşayan tüm halk bizim kardeşimizdir’
Nufüsa Ataç, “Bir yandan ‘barış yapacağız’ diyorlar, diğer taraftan Rojava’daki halkımıza saldırıyorlar. Rojava’da yaşayan tüm halk bizim kardeşimizdir. Bu saldırıları protesto ediyor, kınıyoruz. Rojava’daki halkımızın direnişini selamlıyorum. Bu kadar insanımızı katlediyorlar, yerinden ediyorlar. Kadınları binalardan atıyorlar, çocuklarımızı öldürüyorlar. Artık yeter. Daha ne kadar kan dökülecek? Yüz senedir bu zulümle yaşıyoruz. Dört parça Kürdistan’a sesleniyorum, Barzani’ye sesleniyorum: Sesini çıkarmaya korkuyor. Halkına sahip çıksın. Yediden yetmişe herkesi Rojava için ses çıkarmaya çağırıyorum. Buradan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a, önderliğimize selamlarımı iletiyorum. Barış süreci başladı deniliyor fakat Türk devletine inanmıyoruz. Bizi kandırıyorlar. Artık eski Kürtler değiliz, bizi kandıramazlar. Tek kişi kalsak bile ayakta duracak, haklarımız için mücadele edeceğiz. Barışı savunacağız” dedi.
‘Zulme karşı örgütlenmeliyiz’
Barış Annesi Hasibe Akdoğan da kışın ortasında Rojava’daki insanların katledildiğine dikkat çekerek, bu duruma karşı yalnızca tepkisel değil, örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiğini söyledi. Hasibe Doğan, “Sadece yürüyüşler yaparak değil; sınırlarda mücadele ederek, örgütlenerek bu zulme karşı ses çıkarmalıyız. Bunu kabul etmemeliyiz. Bu, Müslümanların yapacağı bir iş değildir. Bu saldırıların insanlığa dair tek bir emaresi yoktur. Her şeyden önce insan insandır; Kürt, Alevi, Çerkes fark etmez. Her şeyden önce insan olunmalı. Türk devleti de insan olsun, vicdan sahibi olsun, bize mermi yağdırmasın. Barış sürecinden bahsediliyordu, gözlerimiz barışın geleceği günlerdeydi. Artık savaşa son verilsin” sözlerine yer verdi.
‘Bugün birlik olma zamanıdır’
Kürt bir anne olarak Rojava’daki saldırıları kınadığını belirten Leyla Baysal, saldırılar karşısında derin bir acı yaşadığını kaydetti. Kürt halkının birlikte olmaya karar vermesi, ayağa kalkması ve sesini çıkarması gerektiğini vurgulayan Leyla Baysal, “Bugün artık birlik olmanın zamanıdır. Bugün varlık ve yokluk günüdür. Ayaklanıp başarmak zorundayız. Kimse evinde oturup hiçbir şey yapmadan beklememeli. Kimin elinden ne geliyorsa yapmalı. Böyle barış olmaz. Rojava’dakiler bizim kardeşimizdir. Bir taraftan oradaki kardeşlerimize saldırılıyor, katlediliyorlarsa burada barıştan söz edemeyiz. Rojava’daki çocuklarımız katlediliyor, içimiz yanıyor. Her şeyden önce kadınlar orada büyük eziyet çekiyor. Kadınlar Rojava’da her şeye rağmen mücadele ediyor. Kadınlara yönelik çok büyük zulüm ve zorluk var; bu da bizi derinden üzüyor” sözlerine yer verdi.
‘IŞİD’in devamı HTŞ’ye karşı enternasyonal dayanışmamızla duruyoruz’
Devrimci Parti PM Üyesi Gamze Taşkın ise Türkiyeli kadınlar ve feministler olarak Rojava ile sınırları aşan bir dayanışma ördüklerini belirtti. Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik saldırıların Rojava’daki yönetime ve kadınların eşit, özgür yaşam iradesine dönük olduğunu vurgulayan Gamze Taşkın, “Çünkü Halep’teki Kürt mahallelerine yapılan saldırılar, Rojava’daki yönetime diz çöktürme çabasıdır. Aynı zamanda Rojava’daki kadınların eşit ve özgür yaşama iradesine yönelik bir saldırıdır. Nasıl ki IŞİD’e karşı mücadelede Türkiye sokaklarından ses yükselttiysek, AKP desteğiyle bölgede güçlenen ve Türkiye’de katliamlar yapan çetelere karşı durduysak; bugün de IŞİD’in devamı olan HTŞ’ye karşı enternasyonal dayanışmamızla duruyoruz. AKP bugün HTŞ’nin meşru olduğunu söylüyor, Avrupa devletleri de aynı şeyi söylüyor. Ancak biz, Türkiye’deki ve dünyadaki kadınlar olarak, dört bir yandan Rojavalı kadınların mücadelesinin meşru olduğunu; tarafımızın özgürlük, eşitlik ve adalet için savaşan kadınlar olduğunu söylüyoruz” dedi.
‘Oradan düşürülen insanlığın vicdanıydı’
İzmir Kadın Platformu’ndan Nihal Demir, Halep’te yaşananları savaşın en vahşi hali olarak tanımladı. Kadın bedeni üzerinden yürütülen savaş politikalarına dikkat çeken Nihal Demir, çetelere karşı fedai eylem yapan Deniz Çiya’nın balkondan atılmasının tüm mücadele eden kadınlara yönelik bir gözdağı olduğunu söyledi. “Oradan düşürülen sadece bir kadın bedeni değil, insanlığın vicdanıdır” diyen Nihal Demir, ulus-devlet sınırlarının Kürt halkı açısından artık bir karşılığının kalmadığını vurgulayarak, “Coğrafyalar değişse de kadının savaşta maruz kaldığı şiddetin çok boyutlu hâlini görüyoruz. Dünya, bir halkın katliamı karşısında sağır ve dilsiz kaldı. Rojava’da yaşanan savaşın ve kadına yönelik şiddetin sadece orayla sınırlı olmadığını, dünyadaki pek çok yeri etkilediğini görmek gerekir. Ortadoğu’nun yönünü bir an önce kadın özgürlükçü, ekolojik ve demokratik bir anlayışa çevirmesi gerekir. Aksi hâlde HTŞ gibi cihatçı örgütlerin kadınları hedef alan katliamları devam edecektir” ifadelerine yer verdi.
Kaynak: JINNEWS
Saldırılara tepki gösteren kadınlar, Rojava’da yaşayan halkların kardeşleri olduğunu belirterek, örgütlü mücadele çağrısı yaptı
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê...

