Partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının dünyayı tehdit ettiğini belirtti. Devlet Bahçeli, açıklamasının devamında da QSD’yi tehdit etti
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuştu. Bahçeli, ABD’nin Venezuela operasyonunu eleştirerek, tehdidin büyük olduğunu ve hiçbir ülkenin güvende olmadığını belirtti. Bahçeli, uluslararası hukuka vurgu yaparken, aynı zamanda Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ve Suriye Kürtlerini tehdit etti.
Dünyada yaşanan gelişmelere dikkat çeken Devlet Bahçeli, tehdidin büyük, yoğun ve küresel olduğunu belirtti. MHP’nin yaşanan tehditlere karşı uyanık olduğunu öne süren Bahçeli, “Bu anlayış ve ahlaki mizan kapsamında şevkle, özveriyle, özgüvenle, öz disiplin içinde çalışıp sahadaki siyasi ve psikolojik üstünlüğünü korumaktadır. Dünya Savaşı’nı müteakip küresel emperyalizmin doymak bilmeyen kursağa ne hak tanımış ne hukuk. İnsanlık tarihinin geneline ışıklar saldığımızda asker, silah ve teknoloji üstünü ülkelerin daha ceberut, daha tahakkümcü olduğunu sayısız misaller teyit ve teklif etmemiz mümkündür. Hukukun gücü yerine güçlülerin hukukunun amir ve havisi o avi olması yeni bir durum değildir. Bu nasıl olur demeyin, maalesef olmuştur. Daha olacakların önü açıktır. İnsan hakları bilinmez bir yerdedir. Meçhul bir zehirle mahzende kilit altındadır ve ölüme terk edilmiştir” dedi.
ABD’nin yaptıkları hukuk dışıdır
Venezuela Başkanı Maduro’ya karşı yapılan operasyonu gayrimeşru ve hukuk dışı olarak nitelendiren Devlet Bahçeli devamla şunları söyledi: “Saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylemler, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Bu müfret ve mütehakkim tablonun ülkemizde yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliği de dikkat çekicidir. 3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’da yapmış olduğu askeri müdahale ile devlet başkanı Maduro’yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye’de 15 Temmuz 2026 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Marmaris’te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle bugün Madura’yı hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır.
Dünya savaşı tutuşturulmak isteniyor
Bunun altından nasıl kalkılacağı, üçüncüsünün çatısı örülen Dünya Savaşı’nın tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği, muammanın daniskasına dönmüştür. Trump’ın yeni hedefleri, Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Gürcistan’dır. Tezahür eden akıl ve izan tutulmasını tekmil halindeki egemenlik ve hukuk yarılmalarının dünyayı kademe kademe felakete taşıdığını fark ve idrak etmemek için yalnızca üç maymun oynamamak yeterlidir. Konu ne narkoterör konusu ne de otorileşen devlet veya yöneticiler konusudur. Ağır aksak işleyen yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir. Bundan sonrası için akıl yürütmek, öngörüde bulunmak, yarınlarda ne olacağını kestirmek imkansız değil de bir hayli zordur. Venezuela örneği bize aynı zamanda iç cephenin hayatiyeti ve müesseseleri hakkında ibretlik ipuçları da vermiştir. Şimdi anlaşıldı mı iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz? Şimdi anlaşıldı mı ‘terörsüz Türkiye’ hedefindeki ısrar ve irademiz?
QSD’yi tehdit etti
Bölgesel ve küresel manzaranın bozulan ve bulanan atmosferine karşı ‘Terörsüz Türkiye’nin oluşması ve olgunlaşması maksadıyla çalışmalarımızı sabırla devam ettiriyoruz. Büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma seferberliğiyle çevremize kazılan nifak çukurlarına inanıyorum ki düşmeyeceğiz. Suriye’de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır.
SDG ve YPG’nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması, akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekliye uğratmaktadır. SDG, YPG Suriye’nin Kuzey Doğusu’nda geniş bir alanda fiili hakimiyet kurmuştur. Bu bölge yeraltı ve yerüstü kaynakları bakımından son derece zengindir. SDG ve YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesi, bu siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi’nin PKK’nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Ya mutabakatla ya da zorla, Suriye’nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli. Bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin ön şartsız yanında durmalıdır. Suriye’de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist çimanıklığın yaş kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli çok ama çok ağır olacaktır.”
HABER MERKEZİ
Partisinin Meclis’te düzenlediği grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısının dünyayı tehdit ettiğini belirtti. Devlet Bahçeli,...

