Aylardır Türkiye’de yaşayan 16 milyonu geçkin yurttaşımız, İktidara, yaşadıkları gerçekleri ve içinde bulundukları sefaleti duyurmak için eylemler yapıyor…
Sorunlarını dile getiriyor, çocukları ve torunlarına karşı mahcubiyetlerini anlatmaya çalışıyor, yaşamları için çığlıklar atıyor ama seslerini duyuramıyorlar, dertlerini kimseye anlatamıyorlar…
Vicdanları kapanmış, gözü yandaşa rant dağıtmaktan başka bir şey görmeyenlerden medet umuyorlar!
Maalesef sorumlu yetkiler, hamaset yapmaktan başka bir şey söylemiyor…
Bu ucube sistemde, hileyle değişen rejimde ses verecek tek kişi var, o da ses çıkarmıyor!
Muhalefet başta CHP olmak üzere, TBMM’de eylemler yaparak 16 milyon dürüst ve erdemli yurttaşın yanında olduğunu dünyaya duyurmaya çalışıyor…
Bu 16 milyon yurttaş, dünün, ülke için farklı kulvarlarda çalışan beyaz ve mavi yakalı “emekçileri”, “bugünün görevlerini tamamlamış emeklileri!..”
∗∗∗
Yıllarca Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, çağdaş ve uygar olabilmesi, teknolojik gelişimi, kentleşmesi, gelişmesi için ter döken, çaba gösteren, çalışanları, şimdi emekli olarak bu dönemlerinde huzur içinde rahat yaşamak istiyorlar…
Çünkü onlar, demokratik Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflediği, “muasır medeniyetlerin üstüne çıkma” talimatına uymak için her biri kendi alanlarında ter döktü, görevini başarıyla yerine getirdi…
Emekçiydiler, emekli oldular!
Artık ülkenin” kaynaklarından, değerlerinden pay almak “istiyorlar…
Emeklerinin karşılığını beklemek en doğal hakları…
Ülkenin geçmişinde alın terleri var…
Beklentileri ve dilekleri çok masum ve çok haklılar!
∗∗∗
Anayasal egemenliğe sahip bir devletin ve anayasasında “laik demokratik sosyal hukuk devleti” niteliğini taşıdığı kaydedilmişse, devletin çalışanları emekli olduklarında bu ülkenin zenginliğinden elbette yararlanacaktır…
Ve en fazla hak ve pay sahibi de onlar olacaktır…
∗∗∗
Sosyal devlet tanımı bunu gerektirir…
Sosyal devlet; yurttaşlarına asgari gelir güvencesi veren, onları toplumsal risklere karşı koruyan, çalışırken ve emekliliği döneminde sosyal güvenlik olanağı sağlayan, yurttaşların tümüne eğitim, sağlık, barınma gibi hizmetleri sunan bir anlayışı ifade eder…
23 yıldır iş başında bulunan iktidarın icraat ve tercihi sosyal devlet olmak değildir…
Şu gerçeği unutmayalım; “Türkiye’nin emeklilik sistemi 2008 yılında AKP iktidarı zamanında değiştirildi…”
İktidarın çıkardığı 5510 sayılı” Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunuyla emeklilik durumu iyice kötüleşti ve değiştirilen sistem, emekli aylık bağlama oranları ve güncelleme katsayıları düşürdü…
Emekli aylıklarının hesaplanmasında milli gelirin payı iyice azaldı.
Dahası aylıkların artırılmasında sadece resmi enflasyon dikkate alınmaya başlandı.
Tüm bunların sonunda aylıklarda ciddi bir gerileme yaşandı…
∗∗∗
Uygulanan ucube sistem, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının da yapısını bozdu. Devletin bütün kurumları tek adama bağlandı…
Çalışanların ve emeklilerin gelirlerinin belirlenmesinde en etkin kurum haline gelen TÜİK, enflasyonun belirlenmesinde oyunlar oynayarak, çalışan ve emeklinin gelirini düşüren bir konuma geldi…
Artık, aylıkların sefalet düzeyinde belirlenmesinde başat rol TÜİK’in oldu…
İktidarın tercihi ülke kaynaklarını emekçi ve emekliden alıp sermayeye aktarmak olduğu için bu soygun oyununda TÜİK, bir kamu kurumu olarak ahlak dışı oyunculuk görevini layıkıyla sürdürüyor…
Ne var ki bu durum, Türkiye’de emeklilik sisteminin sorunlarını derinleşiyor, emeklilerin sorunları ile talepleri görmezden gelinmesine neden oluyor ve emeklileri sefalete mahkûm ediyor…
Kısaca hem emekli olabilmek hem de insanca bir emekli yaşamı sürmek giderek zorlaşıyor…
∗∗∗
Oysa her vesile “anayasaya göre Sosyal devlet” olduğumuz iddia edilen, yurttaşlarımızın insan onuruna yakışır şekilde yaşadıkları söylenen ülkemizde, insanlarımızın tümünü kapsayacak bir şekilde hizmet sunulmadığı son “emekli aylıkları” tartışmasında kesinlikle ortaya çıktı…
Siyasi iktidarın, devleti keyfi yönlendirmesiyle yurttaşlara, elde edilen ülke gelirinden eşit ve adil hizmet ve pay vermediği açıkça görülüyor…
Emekliden saklanan kaynak yandaş iş insanlarıyla yapılan fahiş kiralara veriliyor…
∗∗∗
Bugünkü iktidarın en bariz tanımı, emekten yana olmadığıdır…
Düşünün, 16 MİLYON EMEKLİNİN %90’nı, aylık 25 BİNTL’NİN ALTINDA GELİR ELDE ETMEKTEDİR…
Yani TÜRK-İŞ ‘e göre; “AÇLIK SINIRI olan 29.828 TL ALTINDA YAŞAMAYA mahkûm edilmiştir…
Bilinmeli ki sefalet içinde yaşamlarını sürdüren emeklilerimiz bu ülkenin varlığının temel nedenleridir.
Emeklisine sahip çıkmayan bir ülkenin geleceği olmaz, aksi takdirde ülke için çalışacakları bulamaz…
∗∗∗
Bugün tercihi “adeta ülkenin tüm değerlerini ve insanlarını emperyalist yandaşlara köle etmeye hazırlanan bir siyasal İslamcı” anlayışın tahakkümü altındayız…
Nitekim AKP, gözümüzün önünde “erken baskın seçime hazırlanmaktadır!”
Kazanmak için her yolu denemektedir…
Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve Tayfun Kahraman’ın ölümlerine bile göz yuman bir vicdan tutulması içindeler…
Demokrasiden yana olanlara birlikte toplumsal muhalefete büyük görev düşüyor…
Çaresi hemen seçimdir!

