Öncü DURMUŞ
Saray rejimi, derinleşen ekonomik ve toplumsal krizin üzerini örtmenin yollarını ararken halka anlatılan ile gerçekler arasında uçurum var. Uyuşturucu ve kara para iddiaları etrafında göstermelik operasyonlar, muhalif belediyelere yönelik saldırılar, Ekrem İmamoğlu özelinde sürdürülen baskılar bir yana yüzde 3’lük büyüme rakamlarıyla rejime atfedilen övgülerle, sunulan köprü, konut, yol gibi mega projeleriyle, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan özelinde çizilen kahramanlık hikayeleriyle gerçekle buluşmayan bir Türkiye fotoğrafı oluşturulmaya çalışılıyor.
İç siyasetteki gündelik gelişmelerden dış politika gerilimlerine kadar pek çok başlık, rejim açısından adeta sis perdesi işlevi görüyor.
Hayatın gerçekleri karşısında sıkışan rejimin aktörleri de bu propagandalara sıkı sıkaya sarılıyor. Önceki gün ev ziyaretleri gerçekleştiren AKP’li yöneticileri kira fiyatları ile eleştiren yurttaşa verdiği yanıt bu tablonun en somut örneklerinden birini ortaya koydu.
Ziyaret esnasında yer alan AKP’li yönetici „Kiralar çok pahalı“ diyen yurttaşa, „Çatımız sağlam olsun diye S-400’leri aldık“ diyerek yanıt verdi.
Emekliler ile ilgili konuşan MHP Aydın İl Başkanı Haluk Alıcık ise „Bu millet bir kere haline şükretmiyor, iki para ile ilgili beklentileri çoğalıyor. Şükürsüzlük bu memleketin sonu olacaktır ben ondan korkuyorum“ ifadelerini kullandı.
Siyasetin üst perdesinde kurulan söylemlerle rejim içi aktörlerin bu söylemleri ise şüphesiz birbirinden bağımız değil.
Gündem ne kadar değiştirilmek istenirse istensin, mutfaktaki yangın, boşalan cüzdanlar ve güvencesiz yaşam koşulları kendini dayatmaya devam ediyor. İktidarın tahkim çabaları ise bu gerçeği örtemediği ölçüde anlamını yitiriyor.
Tüm bu koşullar altında iktidara yöneltilecek “sadede gelelim” çağrısı, aslında tek bir noktaya işaret ediyor. O noktada da halkın gündeminde ne kahramanlık hikâyeleri var ne de rakamlarla süslenmiş büyüme masalları. Halk, kirasını nasıl ödeyeceğini, çocuğuna nasıl beslenme çantası hazırlayacağını, hastalandığında ilaca nasıl ulaşacağını düşünüyor.
İktidarın “sabır”, “fedakârlık”, “küresel kriz” çağrıları, bu tablo karşısında bir karşılık bulmuyor.
Hayatın gerçeklerine biraz daha yakından bakarsak yeni yılın daha ilk ayında oluşan tablo şöyle.
∗∗∗
YOKSULLUK VE AÇLIK SINIRI: GERÇEK YÜZ
Asgari ücretin 28 bin 75 TL açıklandığı yeni yıla girerken 2025’in Aralık ayında açlık sınırı 30 bin 143 lira yoksulluk sınırı ise 98 bin 188 lira olarak açıklandı. Bir tek çalışanın aylık yaşam maliyeti ise yaklaşık 31.142 TL olarak belirlenirken milyonlar seneye bu rakamların dahi çok aşağısında başladı.
Ülkedeki yaşam maliyetinde ise büyük artış gözlemlendi. İstanbul özelinde belirlenen rakamlara göre yaşam maliyeti bir önceki yıla göre yaklaşık %49 artarak büyük bir yükseliş kaydetti. Bu artışta özellikle konut ve temel tüketim kalemleri enflasyonun üzerinde artış gösterdi.
Emekliler ve memurlar için de durum benzer şekilde kaldı. En düşük emekli aylıkları 20 bin olarak belirlenirken maaş ve aylıklar enflasyon karşısında şimdiden erimiş durumda.
∗∗∗
PİYASAYA TERK EDİLEN KAMUSAL ALANLAR
Asgari ücretin açlık sınırının altında belirlendiği 2026 yılında sağlık hizmetlerinden alınan katılım payı ücretleri yüzde 30 zamlı olarak açıklanırken sağlıkta “dönüşüm” adı altında sürdürülen politikalar, yurttaşları nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmetinden her geçen gün daha fazla uzaklaştırıyor. İlaçlara erişimde yaşanan sorunlar, katkı payları, randevu krizleri ve özel hastanelere mecbur bırakılan hastalar, sistemin iflasını gözler önüne seriyor.
Eğitimde ise özelleşme ve gerici politikalar hız kesmeden sürüyor. Devlet okullarında nitelik kaybı derinleşirken, özel okul ücretleri geniş halk kesimleri için ulaşılamaz seviyelere çıkmış durumda. Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki etkisi artarken, laik ve bilimsel eğitim sistematik biçimde de aşındırılıyor.
∗∗∗
KİRA FİYATLARI
Türkiye’de kira artışları, hem yıllık hem de son on yıllık veriler itibarıyla OECD ülkeleriyle aradaki farkı uçuruma dönüştürdü. 2025 yılında OECD ortalamasında kiralar yüzde 6,8 artarken, Türkiye’de bu oran yüzde 77,1 olarak kayda geçti. Dünya Gazetesi’nde yer alan habere göre Türkiye’de kiralar yüzde 1.457,7 oranında artarak barınma sorununu istisnai olmaktan çıkarıp yapısal bir krize dönüştürdü. Veriler, kirada oturmanın giderek lüks tüketime dönüştüğünü ve sorunun yalnızca geçici önlemlerle çözülemeyeceğini ortaya koyarken TÜİK bile konuttaki fiyat artışını geçtiğimiz yıla oranla yüzde 49,45 olarak belirledi.
∗∗∗
GIDA FİYATLARI
TÜİK’e göre gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 28,31 olarak belirlenirken Birleşik Kamu-İş’in araştırmasında bu oran yüzde 44,5 oldu. 2025 yılı ortalama gıda fiyatları ise bir önceki yıla göre yüzde 54 yükseldi.
∗∗∗
ULAŞIM
Ulaşım da ise yeni yılda ücret artışları yine TÜİK rakamlarına göre %28,31 olarak belirlendi. Yeni yılda akaryakıtta ÖTV artış oranları yüzde 6,95 olarak artırılırken dün gece fiyatlar bir kez daha zamlandı. Benzine 1 lira 61 kuruş zam yansıtıldı. Genel fiyatlar ise şöyle:
∗∗∗
FATURALARDA ARTIŞ
Yeni yılın ilk ayıyla beraber su, doğalgaz, elektrik faturalarındaki artış da kendini göstermeye başladı. 250 kilovatsaat olan bir konut abonesinin, aylık 662 TL gelen elektrik faturası, 2026 yılında 1483 TL’ye olarak ödenecek. Doğal gaz dağıtım şirketlerinin 2026 yılı için uygulayacağı abone bağlantı bedelinde üst sınır 8 bin 66 lira oldu. İlave abone bağlantı bedeli 100 metrekare için 7 bin 16 lira, bağlantı kontrol ve onay bedeli ilk 100 metre için 4 bin 549 lira olarak belirlendi. Ön ödemeli sayaç değişim bedeli 2 bin 136 lira, sayaç açma kapama bedeli 206 lira olacak. İç tesisat işlem bedeli ise 121 lira ile 2 bin 776 lira arasında değişecek. Karar, 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girecek.
∗∗∗
OTOYOLLAR VE KÖPRÜLER
Rejimin sık sık övündüğü otoyol ve köprüler de yurttaş için cehenneme dönmüş durumda. Kamu Özel İşbirliği kapsamında özel şirketler tarafından işletilen otoyol ve köprülerin geçiş ücretleri 1 Ocak’tan itibaren zamlı tarifeye geçti. Yeni tarifeye göre Boğaziçi (15 Temmuz Şehitler) Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü’nde 1. sınıf araçlarda geçiş ücreti 59 TL’ye çıkarıldı. Aks aralığı 3,20 metre ve üzeri iki akslı araçlarda ücret 75 TL’ye yükselirken, 3 akslı araçlarda 168 TL’ye, 4 ve 5 akslı araçlarda 333 TL’ye, 6 ve üzeri akslı araçlarda 440 TL olarak artışa gidildi. Motosikletlerde ise geçiş ücreti 25 TL’ye çıkarıldı. 1 Ocak 2022’den itibaren FSM ve Boğaziçi köprülerinde iki yönlü ücret uygulanıyor.
Osmangazi Köprüsü’nde 1. sınıf araç geçiş ücreti 995 TL’ye, 2. sınıf araç geçiş ücreti 1.590 TL’ye, 3. sınıf araç geçiş ücreti 1.890 TL’ye yükseldi. Tarifede 4. sınıf araçlar için ücret 2.505 TL, 5. sınıf araçlar için 3.165 TL, 6. sınıf araçlar için ise 695 TL olarak belirlendi.
∗∗∗
ZAM ZAM ZAM
Barınma, beslenme, ulaşım ücretlerindeki artışın yanı sıra iktidar ekonomide ipleri nasıl ele aldığını anlatırken ülkede A’dan Z’ye her şey arttı. O örneklerden bazıları da şunlar:
• Yurt dışı çıkış harcı ücreti 1000 TL’den 2026’da 1.190 TL’ye yükseldi. Bir yıllık pasaport 4 bin 101 TL, üç yıl üzeri pasaport fiyatı ise 13 bin 410 TL oldu.
• Yüzde 18.95’lik zamla otomobil, minibüs, kamyonet sürücüleri için kullanılan B sınıfı sürücü belgesi harcı 5.678 TL’den 6.754 TL’ye, A sınıfı sürücü belgesi harcı da 1.883 TL’den 2.240 TL’ye yükseldi.
• 1 Ocak 2026 itibarıyla IMEI telefon kayıt ücretine 11.627 TL zam geldi, kayıt ücreti 57 bin 241 TL oldu.
• Plastik poşetler için alınan 50 kuruşluk ücret bugün itibariyle 1 liraya yükseldi.
• 1 Ocak itibariyle hem sıfır araçlar hem de ikinci el araçların satış ve devirlerinde binde 2 oranında nispi harç alınmaya başlandı. 1 milyon TL’lik araçta 2 bin TL, 3 milyon TL’lik araçta ise 6 bin TL harç ödenecek.
• Yeni yılda MTV, damga vergisi ve harçlara da yüzde 18,95 zam uygulanmaya başlandı. .
∗∗∗
YENİR MARKET’E BAK!
Ülkede günden güne derinleşen ekonomik kriz artan enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında son günlerde çokça konuşulan ‘Yenir Marketler’ de iktidarın yarattığı krizi ortaya çıkaran en somut başlıklardan birisi oldu. Son kullanma tarihi yaklaşan ya da tavsiye edilen tüketim tarihin aşmış ürünlerin piyasaya göre çok daha ucuz fiyatlara satıldığı marketlere yurttaş akın etmek durumunda kaldı. Ucuz gıdaya erişim için halk sağlığını tehlikeye atan marketler İstanbul dahil dört şehirde faaliyet göstermeye devam ederken ülke genelinde şubelerinin artırılacağı gündeme geldi.
Nefes Gazetesi’nde yer alan habere göre markete girildiğinde yapılan anonsta, TETT ile SKT arasındaki fark anlatılarak, TETT’si geçen ürünlerin bozulmamış olması halinde tüketilebileceği belirtiliyor.
Ancak raflardaki ürünlerin büyük bölümünün TETT’si aylar, hatta bazı ürünlerin neredeyse bir yıl geçmiş durumda. Alışveriş yapanlar, üst üste yığılmış ürünler arasında “en az riskli” olanı seçmeye çalışıyor.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, de dün yaptığı açıklamada son kullanma tarihi yaklaşmış ürünlerin satıldığı belirtilen Yenir Market’te, 2023 yılından kalma ürünlerin dahi satışta olduğunu açıkladı. Tarihi geçmiş beş ürüne 213 lira ödeyen Çakırözer, “Türkiye’de öğrenciler ve emekliler artık böyle alışveriş yapmak zorunda kalıyor” dedi.

