Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Иран: Политическа безизходица, срив на легитимността

Иран: Политическа безизходица, срив на легитимността

януари 12, 2026 Политика
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Политическата система е достигнала до такава степен на централизация и безизходица, че легитимността на изборите се е сринала, официалните представителни институции са изпразнени отвътре, а процесите на вземане на решения...

Siyasal sistem öyle bir merkezileşme ve kilitlenme noktasına ulaşmış ki seçimlerin meşruiyeti çökmüş, resmi temsil kurumları içerden boşalmış ve karar alma süreçleri giderek daha güvenlikçi, kapalı ve hesap vermez hale gelmiştir
Kürdistan’da hiçbir talep sadece ekonomik veya sadece kültürel değildir; her talep, kaçınılmaz olarak siyasal ve kimliksel bir boyut taşır. Yoksulluğa itiraz, aynı anda kimliğin inkârına itirazdır; anadil ısrarı, aynı anda yurttaşlık ve özyönetim hakkının ısrarıdır
İran’ın ve Rojhilat’ın geleceği, Türkiye ve Suriye Kürdistanı’ndaki gelişmelerle derin biçimde bağlantılıdır. Öcalan’ın fiziksel özgürlüğü de bu tarihsel çözümlemenin önemli parçalarından biridir. Bu kez mesele yalnızca bir hükümet değişikliği değil; siyaseti, iktidarı ve toplumu anlama biçimimizin değişmesidir

Şirin Bayık
İran’da 17 gündür devam eden hareketlilik, klasik bir protesto dalgasının çok ötesine geçmiş durumda. İran’da 28 Aralık’ta riyalin değer kaybetmesiyle başlayan protesto eylemlerinin etkisi ise yayılmaya devam ediyor. Siyasal meşruiyetin aşınması, ekonomik çöküş, kimlik ve hak taleplerinin iç içe geçmesiyle ülke tarihsel bir yol ayrımına girme ihtimalini de beraberinde getiriyor. İran’da başlayan protesto eylemlerinin politik, ekonomik ve sosyolojik nedenlerini Rojhilat Kürdistanı’nın Urmiyê kentinden gazeteci ve insan hakları aktivisti Diako Murady ile konuştuk.
Rojhilat Kürdistanı’ndan gazeteci ve insan hakları aktivisti Diako Murady, gözlerin çevrildiği İran’da günlerdir süren protestoları tetikleyen çoklu krizin nedenlerini gazetemize değerlendirdi. Murady, İran’da siyaset, ekonomi ve kimlik alanlarını kuşatan krizin artık yönetilebilir olmadığını belirterek, “Bu yeni bir dönemin başlangıcı” dedi.
Diako Murady
“İran bugün ne kısa süreli bir kriz eşiğinde ne de ‘bir protesto dalgası daha’nın içinde. Ülke, derin, yoğun ve uzun süreli bir krizin içinde yaşıyor” diyen Murady, “Bu kriz, aynı anda siyaseti, ekonomiyi, toplumsal dokuyu ve kimlik alanını kuşatmış durumda. Eğer bugün İran’da ve özellikle Rojhilat Kürdistan’da neler olduğunu anlamak istiyorsak, bu krizi tekil bir olay olarak değil, tarihsel bir dönemin sonu ve yeni bir döneme geçişin işareti olarak görmek zorundayız” diye konuştu.
İran tarihsel bir yol ayrımında
Murady, İran rejiminin siyasal düzeyde toplumsal meşruiyet üretme işlevini büyük ölçüde yitirdiğine dikkat çekerek, “Siyasal sistem öyle bir merkezileşme ve kilitlenme noktasına ulaşmış ki seçimlerin meşruiyeti çökmüş, resmi temsil kurumları içerden boşalmış ve karar alma süreçleri giderek daha güvenlikçi, kapalı ve hesap vermez hale gelmiştir. Artık, bir dönem kademeli reformlara inanan kesimler için bile sandık, eski anlamını taşımıyor. Seçimler, gerçek iktidar devri veya paylaşımının mekanizması olmaktan çıkmış, tekrarlanan törensel bir ritüele dönüştü” dedi.
İran’daki krizin yalnızca siyasal değil, doğrudan gündelik yaşamı belirleyen bir boyut kazandığını söyleyen Murady, “Ekonomik düzeyde, yaptırımların, yapısal yolsuzluğun, rant ekonomisinin, militarizasyonun ve üretimin çöküşünün eşzamanlı etkisi, milyonlarca insanın sıradan yaşamını sorgulanır hale getirdi. Kriz sadece istatistiklerde ve grafiklerde değildir; fabrikaların kapanmasında, işçilerin işsiz kalmasında, yaygın gecekonduculukta, orta sınıfın erimesinde, kolberlik ve akaryakıt taşıyıcılığı gibi tehlikeli ve aşağılayıcı geçim yollarında ve ardı arkası kesilmeyen göç dalgalarında kendini gösterir. Böyle bir ortamda, ekonomik kriz ‘geçim sorunu’ olmaktan çıkar ve siyasi krizle, meşruiyet kriziyle iç içe geçer: Hayatta kalma hakkı doğrudan iktidar yapısıyla karşı karşıya gelir. Ekmek ortadan kalktığında, ekonomik talep hızla siyasi talebe dönüşür” ifadelerini kullandı.
Yeni kuşak ve devlet arasında derin kopuş
Toplumsal düzeyde en çarpıcı değişimlerden birinin kuşaklar arası kopuş olduğunu belirten Murady, yeni kuşağın devletin resmi dili ve sembolleriyle bağ kurmadığına da dikkat çekti. Murady, bu durumu şu şekilde anlattı:
“Yeni kuşak ile devletin resmi dili, merkez ile çevre ve toplumun canlı değerleri ile resmi ideoloji arasındaki mesafe öyle bir noktaya gelmiştir ki, toplumun büyük kesimleri, resmi söylemi bir temsil değil, bizzat sorunun parçası olarak görmektedir. Yeni kuşak, resmi semboller ve sloganlarla değil; sosyal medyanın diliyle, sokakla, bedenle, müzikle, kadınla ve adaletsizlik deneyimiyle konuşuyor. Bu dilin, iktidarın diliyle doğrudan bir bağı yoktur.”
Murady, devamında, “Bu tablo, Rojhilat Kürdistan’da birkaç kat daha çıplak ve yoğun yaşanıyor. Burada İran’ın genel krizi, ulusal baskı, kimlik ayrımcılığı, dilin inkârı, mekânın militarizasyonu, katliam, zorunlu göç, yapısal işsizlik ve kolberlik ile iç içe geçmiş durumda. Kürdistan’da hiçbir talep sadece ekonomik veya sadece kültürel değildir; her talep, kaçınılmaz olarak siyasal ve kimliksel bir boyut taşır. Yoksulluğa itiraz, aynı anda kimliğin inkârına itirazdır; anadil ısrarı, aynı anda yurttaşlık ve özyönetim hakkının ısrarıdır. Bu yüzden Kürdistan’daki her protesto ve her sivil eylem, aynı anda ekmeğe, adalete, güvenliğe ve kimliğe ilişkin bir itirazdır” değerlendirmesinde bulundu.
Jin, Jiyan, Azadî: Yeni siyasal dil
Murady, son yıllardaki isyan dalgalarının sembolü haline gelen ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganının yalnızca bir protesto ifadesi olmadığını vurgulayarak, “Özellikle ‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanında, Kürdistan’ın öncü, direnişçi ve söylem kurucu rolü her zamankinden daha görünür hale geldi. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sadece bir sokak sloganı değildi; İran’ın tarihsel krizlerinin toplamını anlamak için yeni bir çerçeveydi. Bu üç kelimede ulusal sorun, kadın meselesi, sivil özgürlükler, toplumsal adalet ve iktidarın dağılım biçimi iç içe geçti. Kürdistan’daki kolberden Belucistan’daki siyasi tutsağa, Azerbaycan’daki dil ayrımcılığından Tahran’daki toplumsal patlamalara kadar geniş bir deneyim alanı, bu üç sözcükte yoğunlaşmıştır. Bu yeni dil, sadece itirazın değil; siyaseti yeniden tanımlamanın dilidir: bedenden, gündelik hayattan ve yaşama hakkından başlayan bir siyaset” dedi.
Murady, “Öte yandan son isyan dalgaları, daha önce çoğu zaman ‘seyirci’ konumunda kalan sınıf ve katmanları da sahaya çekti: esnaflar, büyük sanayi işçileri, büro çalışanları, öğretmenler, hemşireler ve şehirli orta sınıfın önemli kesimleri… Yıllarca kademeli reform ile çöküş korkusu arasında sıkışan bu kesimler, artık yapısal bir değişim olmadan ne geçimin güvence altına alınabileceğine ne de onurun korunabileceğine inanıyor. Ekonomik ve siyasal krizin bu eşzamanlılığı, itirazın kapsamını hem daha ulusal, hem daha derin hale getirmiştir” diye konuştu.
Ortak acılar, ortak gelecek umudu
Murady, İran’da farklı toplulukları birbirine bağlayan ortak zulüm ve hak yoksunluğu deneyimi olduğuna dikkat çekerek, geçimi için aldığı maaşın yetmediği Azeri işçiden Kürt kolbere, Huzistanlı Arap çiftçiden Beluç akaryakıt taşıyıcısına, yazdığı birkaç cümle yüzünden tutuklanan Tahranlı öğrenciye kadar coğrafya, dil ve kültürleri farklı olsa da, yoksulluk, horlanma ve hak yoksunluğu deneyiminde ortak olduklarını dile getirdi. “Bu ortak deneyim, ortak bir siyasal dilin temeli olabilir” diyen Murady, “Yeter ki bu dil, farkları ve farklı olma hakkını da tanısın. ‘Jin, Jiyan, Azadî’ gibi sözler tam da bu noktada önem kazanıyor. Bireysel özgürlük ve bedensel onurdan söz ederken, sınıfsal adaleti, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve halkların özyönetim hakkını da içinde taşıyan bir dil olarak. Bu tabloda, rejimin her şeyi ‘dış düşman’a bağlayan söylemi, analizden çok, hakikatten kaçma taktiğidir. Hiçbir dış güç, boşlukta, milyonları onlarca şehirde sokağa dökemez. Bugünkü kriz, yılların baskısı, yolsuzluğu, ayrımcılığı, yoksulluğu ve inkârının sonucudur. Yaptırımlar ve dış baskılar krizi derinleştirebilir, ancak iç nedenlerin yerini tutamaz. Dış aktörler, oluşan dalgayı kendi çıkarları için yönlendirmeye çalışabilir; fakat dalgayı yaratan onlar değildir, dalgayı bizzat toplum yaratmıştır. Devlet, halkın sesini duymak yerine her şeyi ‘dış komplolar’a indirgediğinde, aslında gerçek krizle yüzleşmek istemediğini itiraf etmektedir” dedi.
Demokratik toplum tartışması ve Öcalan’ın çözüm modeli
Murady devamında ise, “Bu bağlamda, İran’ın geleceğiyle ilgili temel soru şudur: Bu farklı ve zaman zaman çatışan deneyimlerden, ortak bir ufuk çıkabilir mi? Kürtler, Beluçlar, Azeriler, Araplar, Türkmenler ve Farslar, tekleştirici olmayan ama ortak bir çerçevede, özgürlük ve demokrasi için birlikte mücadele edebilir mi? Yoksa her bölge ve her ulus, kendi yoluna mı gidecek ve bu da yeni kopuşları, yeni düşmanlıkları mı doğuracak? Yanıt kolay değil, fakat işaretler açıktır; Demokrasi, İran’ın çok uluslu ve çok dilli gerçekliğiyle bağlanmadıkça, her siyasi zafer, bir sonraki yenilginin tohumunu içinde taşıyacaktır. Tam da bu noktada, ‘demokratik konfederalizm’ gibi projeler ve Kürt filozofu ve lideri Abdullah Öcalan’ın tarihsel çağrısı önem kazanıyor” diye konuşuyor.
Murady, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu krizinin merkezinde, devletçi modernitenin tıkandığı koşullarda merkezî devlet ulus modeli yerine, kadın özgürlüğünü, ekolojiyi, yerel özyönetimi ve halkların eşitliğini esas alan, çok katmanlı demokratik toplum ağı gerektirdiği görüşünü hatırlatarak, “Onun barış ve demokratik toplum çağrısı, geçici bir taktik değil; Türkiye’den İran’a, Suriye ve Irak’a kadar, mevcut devlet-millet yapılarına karşı, alternatif bir siyasal model önerisidir” dedi.
Öcalan özgürlüğü ve bölgesel etkisi
Murady, bu yönüyle Öcalan’ın fiziksel özgürlüğünün teorik düzeyde formüle edilen barış ve demokrasi yaklaşımının pratik düzeyde Ortadoğu’ya taşınmasının stratejik anahtarlarından biri olduğunu da dile getirerek, “Öcalan, cezaevi koşullarında bile Rojava’daki deneyim, kadın kurtuluş paradigması, ekolojik toplum fikri ve yerel meclisler, komünler aracılığıyla, demokratik pratiklere ilham verebilmiştir. Dolayısıyla sesinin fiziksel olarak özgürleşmesi, Türkiye, Suriye, İran ve Irak’ta barış süreçlerine, demokratikleşme hamlelerine ve halkların ortaklaşmasına ivme kazandırma potansiyeli taşır. Öcalan, yalnızca Türkiye Kürtleri nezdinde değil, bölgedeki pek çok demokratik hareket nezdinde de ciddi bir sembolik ve düşünsel sermayeye sahiptir. Onun müzakere masasındaki varlığı, Kürtlerin haklarının inkârına değil; kolektif hakların, yerel özyönetimin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ve radikal demokrasinin tanınmasına dayanan gerçek bir barış sürecini mümkün kılabilir. Böylesi bir barış, sadece Kürtlerin değil, bizzat Türkiye’nin ve tüm bölgenin yararına olacaktır” dedi.
Tarihsel yol ayrımının eşiğinde
Murady, son olarak tüm bu gelişmelerle birlikte İran’ın bugün tarihsel bir yol ayrımında olduğuna işaret ederek, “Bir yol, yeni bir kılıktaki otoriterliğe çıkıyor. Belki dini değil ama aynı derecede merkezî, erkek egemen ve tek-milletçi bir rejime. Diğer yol ise, daha yatay, daha dağılmış ve kadın merkezli bir iktidar düzenine; ulus-devletçi hiyerarşilerden çok, yerel özyönetimlere ve halkların eşit ortaklığına dayanan bir düzene açılıyor. Bu ikinci yol, Kürt, Beluç, Arap, Türkmen, Azeri ve Fars halklarının, merkezin tebaası değil; kararın ortağı olduğu bir siyasal tahayyülü gerektiriyor. Rojhilat Kürdistanı, uzun direniş deneyimi ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanıyla, Azerbaycan, meşrutiyetçi geçmişi ve demokratik potansiyeliyle, Belucistan ve Huzistan, yoksulluk ve ayrımcılığa direnme pratikleriyle, Farsça konuşan merkez ise demokrasi ve laiklik mücadelesiyle, bu yeni ufkun inşasında belirleyici roller oynayabilir. Yeter ki ortak bir dil kurulsun” diye konuştu.
“Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum için yaptığı tarihsel çağrı ile ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı birlikte okunduğunda, İran ve Türkiye sınırlarını aşan bir ufka işaret eder” diyen Murady, “Sert, tek sesli, ulus-devletçi yapılardan, özgür, çok sesli, kadın merkezli ve ekolojik toplumlara doğru bir ufuk. Bu ufuk, ne bir hayalperestliktir ne de önceden yazılmış bir kader. Halkların kolektif aklı ve toplumsal cesaretiyle gerçeğe yaklaşabilecek bir imkândır. Bu iki yol arasındaki tercih, Londra ve Washington’da değil; Tahran, Senendec, Zêdan, Tebriz, Ahvaz, Amed, Qamişlo ve Hewlêr’de belirlenecektir. İran’ın ve Rojhilat’ın geleceği, Türkiye ve Suriye Kürdistanı’ndaki gelişmelerle derin biçimde bağlantılıdır. Öcalan’ın fiziksel özgürlüğü de bu tarihsel çözümlemenin önemli parçalarından biridir. Bu kez mesele yalnızca bir hükümet değişikliği değil; siyaseti, iktidarı ve toplumu anlama biçimimizin değişmesidir” dedi.

Вижте още

„Майките на мира“ пътуват към Анкара за Рожава: Те тръгват от Измир и Адана

Политика януари 12, 20263 Mins Read

Какво е терор, кой е терористът? Кой решава!…

Политика януари 12, 20265 Mins Read

Историческа еволюция на социалността и религията

Политика януари 12, 20265 Mins Read

На запад от Ефрат за Израел

Политика януари 12, 20264 Mins Read

Русия осъжда опитите за външна намеса във вътрешните работи на Иран

Политика януари 12, 20261 Min Read

Дело Tuğba Yavaş: Отхвърляне на искането за разкриване на доказателства и експертиза

Политика януари 12, 20262 Mins Read

Изявление от ABB относно Mademoiselle: Установено е, че тя е била нападната

Политика януари 12, 20261 Min Read

Няма достъп до 137 квартала в Кахраманмараш заради снега

Политика януари 12, 20261 Min Read

Пътнически автобус се сблъсква с камион в Токат: 13 ранени

Политика януари 12, 20261 Min Read

Публикуван е първият брой на Azadiya Welat

Политика януари 12, 20261 Min Read
Още новини
Лайфстайл

Допълнителен данък за страните, търгуващи с Иран, от САЩ

януари 12, 2026
Лайфстайл

Халук Байрактар: Ще увеличим производствения капацитет на самолета P180 Avanti до 25-30 самолета годишно

януари 12, 2026
Лайфстайл

Кенан зае централно място, Ювентус вкара гол!

януари 12, 2026
Жени

НОВИНИТЕ ОТ ИРАН: Ще нанесат ли САЩ удар по Иран?

януари 12, 2026
Лайфстайл

Какво се случи в 45-ия епизод на „Far City“? Аля и Джихан ръка за ръка срещу всички

януари 12, 2026
Спорт

На живо | Hesap.com Antalyaspor vs Galatasaray разказ за мача! Кога е мачът? В колко часа и по кой канал – 13 декември 2025 г.

януари 12, 2026
Спорт

НА ЖИВО | Çaykur Rizespor срещу ikas Eyüpspor разказ за мача! Кога е мачът? В колко часа и по кой канал – 13 декември 2025 г.

януари 12, 2026
Спорт

На живо | Zecorner Kayserispor vs Corendon Alanyaspor разказ за мача! Кога е мачът? В колко часа и по кой канал – 13 декември 2025 г.

януари 12, 2026
Права и общество

Топене

януари 12, 2026
Права и общество

Новата година съживява Laz „Стара сметка“

януари 12, 2026
1 2 3 … 3 162 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.