Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » На запад от Ефрат за Израел

На запад от Ефрат за Израел

януари 12, 2026 Политика
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
Известно е какво кюрдското движение и неговото ръководство са казвали за Израел и ционизма до днес. Когато се вгледаме в направените оценки, виждаме, че г-н Йоджалан е казал, че еврейският народ...

Kürt hareketinin ve Önderliğinin İsrail ve Siyonizm hakkında bugüne kadar söyledikleri biliniyor. Yapılan değerlendirmelere bakıldığında, Sayın Öcalan’ın Yahudi halkını dışlayıcı bir yerden ele almadığı; aksine bölgesel dengelerin bir unsuru olarak gördüğü biliniyor. Demokratik ulus yaklaşımı içinde bu halkın da yer alması gerektiğini savunuyor. Kürt meselesinde ise Türkiye ile birlikte hareket etmenin daha akılcı sonuçlar doğurabileceğini, İsrail’in bölgesel hegemonya arayışlarının Kürtler ve Türkler açısından ciddi riskler barındırdığını ifade ediyor. İmralı’dan kamuoyuna yansıyan son değerlendirmelerde de bu bakışın izleri görülüyor. Bu tablo Kürt kamuoyunda olduğu kadar, Türkiye’deki belli medya çevrelerinde de bilinen bir durum. Siyasetle ilgilenenlerin bundan habersiz olması pek mümkün görünmüyor. Eğer habersizlerse, ortada ciddi bir siyasal körlük var demektir.
Kürt–İsrail ilişkileri, Kürt–ABD ilişkileri gibi, başından beri sanıldığı kadar yakın olmadı. PKK’nin kuruluşundan bu yana, gerek İsrail gerek ABD güvenlik çevreleri Kürt hareketine mesafeli yaklaştı. 1979 İran Devrimi sonrası ortaya çıkan belgeler de bunu gösteriyor. O dönemden itibaren Kürt hareketi, büyük güçlerin çıkar hesapları açısından “sorunlu” bir aktör olarak görüldü.
Tablo bu kadar açıkken, Türkiye’de Kürtlerin İsrail’le iş birliği içindeymiş gibi gösterilmesi ayrı bir soru işareti yaratıyor. Bu söylem yalnızca iktidara yakın medya tarafından değil, kendisini muhalif ve laik olarak tanımlayan bazı çevreler tarafından da tekrar ediliyor. FETÖ sonrası dönemde devletle açıktan karşı karşıya gelmenin ağır sonuçlar doğurduğu sır değil. Bu nedenle oluşan suskunluk ya da uyum hâli bir ölçüde anlaşılabilir. Ancak geçmişte laiklik ve demokrasi adına yüksek sesle konuşanların bugün bu başlıklarda geri çekilmesi, ister istemez insanın aklına başka sorular getiriyor. Kürtlerle yan yana durmaktansa, daha karanlık yapılarla yan yana gelmeyi göze alan bir ruh hâli ortaya çıkıyor. Bunun korkudan mı, yoksa belli hesaplara ayak uydurma isteğinden mi kaynaklandığını zaman gösterecek.
DAİŞ meselesi bu noktada önemli bir örnek sunuyor. Özellikle belli bir dönemde, devletin tamamını temsil etmeyen ama karar alma süreçlerinde etkili olan devlet içinde yuvalanmış bir eksenin, bu yapıyı doğru okuyamadığı ve sahada ciddi bedellere yol açan bir çizgi izlediği bugün daha net görülüyor. Kobani sürecinde yaşananlar, masa başında yapılan hesaplarla sahadaki gerçeklerin her zaman örtüşmediğini açık biçimde ortaya koydu.
Benzer bir tablo Filistin meselesinde de kendini gösterdi. Sert söylemler, yüksek perdeden çıkışlar yapıldı; ancak ortaya çıkan sonuçlar Filistin halkının lehine olmadı. Büyük sözlerle kurulan siyaset, sahada karşılık bulmadığında geriye yalnızca ağır kayıplar kalıyor.
Halep’te yaşananlar da bu zincirin bir parçası. Türkiye’nin askeri olarak desteklediği yapılarla, sayıları sınırlı ve büyük ölçüde ferdi silahlarla direnen Kürt güçleri arasında ciddi bir dengesizlik vardı. Buna rağmen altı gün süren direniş, sahadaki gerçeğin yalnızca sayı ve teknolojiyle açıklanamayacağını gösterdi. Barış zamanında güç övmek doğru değildir; ancak masa başından yapılan tehditkâr açıklamaların, sahadaki kayıplarla birlikte yeniden düşünülmesi gerektiği de ortadadır.
Bugün Fırat’ın batısına dair yürütülen tartışmalar da bu bağlamdan bağımsız değil. Bölgeyle ilgili kurulan planlar, İsrail’in enerji ve güvenlik hesaplarıyla birlikte okunmadan anlaşılamaz. Türkiye’nin geçmişte yaşadığı tecrübeler, bu tür projelerin her zaman istenen sonucu vermediğini fazlasıyla göstermiştir. Kürt hareketinin bu hesaplara mesafeli duruşu, yalnızca Kürtler açısından değil, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından da önemli bir imkân barındırıyor.
Bu noktada şunu hatırlatmak gerekir: Kürt hareketi geçmişte defalarca küçümsendi, yok sayıldı, “üç-beş çapulcu” diye anıldı. Ama zaman içinde bölgesel bir aktör hâline geldi. 1990’lı yıllarda aynı anda İsrail ve ABD dahil birden fazla güçle karşı karşıya kalmış bir halktan söz ediyoruz. Bugün bu mücadelenin biçimi değişmiş olsa da, siyasal ve toplumsal ağırlığı ortada duruyor. Artık yalnızca silahla değil, sözle, örgütlenmeyle ve topluma hakikati anlatma çabasıyla yol alınıyor.
Cumhuriyetin kuruluşundan önce ortaya çıkan ve zamanla dar bir zümrenin çıkarına çalışan norm dışı  devlet anlayışına yönelik itiraz yeni değil. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam sehpasındaki sözleri de bu itirazın hafızadaki yeridir. Bugün Kürt ve Türk halklarının birlikte demokratik bir gelecek kurma ihtimali, bu tarihsel itirazın güncel bir karşılığı olarak duruyor. Türklüğü kutsallaştırıp onu farklı dönemlerde farklı kalıplara sokan anlayış, bugün de dış destekli yeni biçimlerle kendini sürdürmeye çalışıyor.
Avrupa Birliği ve benzeri yapıların güvenliği merkeze alan, bireyi sürekli denetleyen modellerinin de sorgulandığı bu dönemde, Türkiye’de daha sahici ve kapsayıcı bir demokratik arayışın mümkün olup olmadığı tartışılıyor. Halep’ten Rojava’ya, Bakur’dan Başûr’a uzanan mücadeleler yalnızca askeri değil, siyasal ve toplumsal sonuçlar da üretiyor. Bu tabloya bakıldığında, bir kez daha aynı gerçek görülüyor: Devlet adına konuştuğunu söyleyen dar çevrelerin değil, halkların birlikte kuracağı bir gelecek ihtimali  masada duruyor.
Mahabad’dan Deyrezor’a, Efrîn’den Edirne’ye uzanan bu coğrafyada demokrasinin nasıl şekilleneceğini zaman gösterecek. Ancak görünen o ki, Fırat’ın batısından yükselen tartışmalar, yalnızca bir sınır meselesi değil; Türkiye’nin nasıl bir ülke olacağına dair daha büyük bir sorunun parçasıdır.

Вижте още

Автор Mehmet Mahsum Oral: Всичко се оказва „разказ

Политика януари 13, 20265 Mins Read

Има ли желание да се наруши процесът?

Политика януари 13, 20263 Mins Read

Израел засилва военните си действия в Южна Сирия

Политика януари 13, 20263 Mins Read

И на кюрда му оставаше да се съпротивлява

Политика януари 13, 20264 Mins Read

Турската република отвори вратата към разпокъсана Сирия

Политика януари 13, 20264 Mins Read

Axios съобщава: Специалният пратеник на Тръмп Уиткоф се среща с Реза Пахлави

Политика януари 13, 20262 Mins Read

Призивът на Имамоглу към Beşiktaş: Ние ще продължим да бъдем пазители на този град, за да не бъде разграбен

Политика януари 13, 20261 Min Read

Galatasaray напусна Фетие с победа

Политика януари 13, 20262 Mins Read

Арбитражният съвет на TFF потвърждава забраните за участие на 57 футболисти

Политика януари 13, 20261 Min Read

Мурат Бакан от CHP: Борбата на правителството срещу наркотиците често не е борба, а шоу

Политика януари 13, 20262 Mins Read
Още новини
Икономика

В Държавен вестник от днес (14.01.2026 г.)

януари 13, 2026
Икономика

Тръмп: Плащанията за градовете, които защитават мигрантите, ще бъдат намалени в края на месеца

януари 13, 2026
Политика

Автор Mehmet Mahsum Oral: Всичко се оказва „разказ

януари 13, 2026
Политика

Има ли желание да се наруши процесът?

януари 13, 2026
Политика

Израел засилва военните си действия в Южна Сирия

януари 13, 2026
Политика

И на кюрда му оставаше да се съпротивлява

януари 13, 2026
Политика

Турската република отвори вратата към разпокъсана Сирия

януари 13, 2026
Финанси

Те хвърлиха снежна топка по снежния плуг: Почти катастрофа

януари 13, 2026
Финанси

Добри новини от Okan Buruk за феновете на Galatasaray: „Ще направим трансфер, без да гледаме парите“

януари 13, 2026
Икономика

ООН е обезпокоена от реториката за военна намеса срещу Иран

януари 13, 2026
1 2 3 … 3 183 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.