Close Menu
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Facebook X (Twitter) Instagram
Facebook X (Twitter) Instagram
Haber.bgHaber.bg
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
Haber.bgHaber.bg
Начало » Каква полза от истината?!

Каква полза от истината?!

януари 19, 2026 Политика
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
BG Прочети на български TR Прочети на турски
"Имаше един човек, който живееше на остров Хавай, и аз ще го нарека Кеауе, защото истината е, че той все още е жив и името му трябва да се пази в тайна." (Стивънсън,...

“Hawaii Adası’nda yaşayan bir adam vardı, ben onu Keawe diye adlandıracağım; çünkü işin aslı şu ki, o hala yaşıyor ve adının gizli tutulması gerekiyor.” (Stevenson, s.49) 1891
En çok Treasure Island/Define Adası adlı romanıyla bilinen Robert Louis Stevenson’ın 1891’de yayımladığı The Bottle Imp/Şişenin Cini adlı öyküsü bu tümceyle başlıyor. Stevenson tam da 1001 Gece Masalları’na yaraşır bir hikaye anlatıyor bu öyküde: Kırılmayan, hiçbir biçimde zarar görmeyen cam bir şişede yaşayan ve sahibinin dileklerini yerine getiren bir cin var. Bu şişeye, ancak bir önceki sahibinin onu edinmek için ödediğinden daha az para ödeyerek satın aldığınızda sahip olabiliyorsunuz. Tüm sahipler de, birkaç isteklerini gerçekleştirdikten sonra şişeyi kendi ödediklerinden daha ucuz bir fiyata elinden çıkarmak için can havliyle uğraşıyor, çünkü ruhlarının lanetlenmesini istemiyorlar.

Stevenson, bu doğaüstü ve gerçekdışı anlatıya gerçekçi bir karakter kazandırmak arzusuyla, Keawe adlı karakterin yaşayan bir kişi olduğunu özellikle vurguluyor. 19. yüzyılın fantastik edebiyat yapıtlarında çok sık rastlanan bir uygulama bu: Sanayi Devrimi ve Aydınlanma’yı yaşamış bir dünyada, hele fotoğraf gibi bir ‘gerçeklik görüntüleme aygıtı’nın Avrupa ve Amerika’nın köylerine yayılacak denli popülerleştiği bir dönemde okurları cinli perili anlatılarla şaşırtmak ve korkutmak giderek güçleşiyordu. Bu yüzden birçok yazar, bu tür söz oyunlarına başvuruyordu.
Daha erken örnekleri de var. Örneğin Charles Dickens’ın, bir cinayet kurbanının hayaletinin kendi davasındaki jüri üyelerine görünmesini ve onları yönlendirmesini anlattığı 1865 tarihli The Trial of Murder/Cinayet Davası adlı öyküsünün bir yerinde, şu ilginç satırlarla karşılaşıyoruz:
“Jüri Londra Hanı’na yerleştirilmişti. Hepimiz geniş bir odada ayrı yataklarda uyuyorduk ve sürekli görevde olan, güvenliğimizden sorumlu bir memurun gözetimindeydik. Bu memurun gerçek adını gizlemek için hiçbir neden görmüyorum. Akıllı, oldukça nazik, yardımsever ve şehirde itibarı olan biriydi. Hoş görüntüsü, güzel gözleri, kıskanılacak favorileri ve hoş yankılı bir sesi vardı. İsmi Bay Harker’di.” (Gelin Odasındaki Hayalet, Çev: Özgü Çelik, Say Yay, s.231)
Bugünün aklıyla bakınca epey tuhaf ve gereksiz görünen bir yöntem bu: Bakın, isimleri size aktarırken yaptığım seçimler de hikâyemin gerçekliğini gösteriyor!
Oysa aynı yazar, sadece altı yıl önce yayımladığı ve Fransız Devrimi’ni anlattığı son derece gerçekçi romanı A Tale of Two Cities/İki Şehrin Hikâyesi’ne, yukarıdaki örneğin tam tersine, şöyle masalsı bir anlatımla başlıyordu: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü; hem akıl çağıydı, hem aptallık; hem inanç devriydi, hem de kuşku; Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi; hem umut baharı, hem umutsuzluk kışıydı; hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana…” (Çev: Meram Arvas, Can Yay, 2013)
***
Bu tersine işleyen gerçeklik kaygısını sadece fantastik edebiyat yazarlarını hissetmiyordu; bilimsel yöntemlerle ilişkisi nedeniyle dönemin ruhunu en iyi yansıtan edebiyat türü olan bilim-kurguda da bu tür gerçeklik yanılsaması yaratma çabalarına rastlanıyordu.
Örneğin, The Time Machine/Zaman Makinesi ve War of the Worlds/Dünyalar Savaşı’yla ünlü Herbert George Wells, Marslılarla Dünyalılar arasında görüntülü iletişim sağlayabilen bir aygıtı anlattığı The Crystal Egg/Kristal Yumurta (1897) adlı öyküsünün gerçekliğine bir bilim insanını tanık göstermek zorunda hissediyordu:
“Şimdi, meseleyi daha fazla uzatmadan, Mr. Cave’in bir yalancı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Kristalin nerede olduğunu bal gibi biliyordu. Kristal, Westbourne Caddesi’ndeki St. Catherine’s Hastanesi’nde, Uygulamalı Dersler Asistanı Mr. Jacoby Wace’in odasındaydı. Büfede, bir viski sürahisinin yanında, siyah bir kadifeye sarılı olarak duruyordu. Bu hikâyenin ayrıntıları esasen Mr. Wace’in anlattıklarına dayanılarak yazılmıştır.” (Duvardaki Kapı, Çev: Ülker Erzurumluoğlu, Dost Kitabevi Yay, 1998, s.100)
***
Bugün öyle bir ‘hiper-gerçeklik’ çağında yaşıyoruz ki, hiç kimse söylediklerinin gerçekliğiyle ilgili kaygılar taşımıyor. Bu belki edebiyat estetiğiyle ilgili bir tartışma konusu olabilir, ama ya politika? Ya akademi? Ya medya?
Son 70 yılda, ama özellikle bunun son 20 yılında ‘söz’, öyle bir ‘kendinde şey’e dönüştü ki, artık söylenenin gerçek olup olmaması önemsenmiyor; söylemeniz yeterli!
Örneğin, 88 milyon nüfuslu bir ülkenin sağlık bakanısınız diyelim -nüfusu özellikle belirtiyorum ki, bu ülkenin küçük bir ‘muz cumhuriyeti’ olduğu sanılmasın!-, rahatlıkla şöyle bir laf edebiliyorsunuz: “Gençlerimiz bırak MR’ını, tomografisini, ipliği bulamayan hastanede, lastiği bulamayan ambulansı; benzini olmayıp da yolda kalan ambulansları bilmiyor. Gençlerimiz şu anda helikopterle, uçakla hastanın alındığını normal bir şartmış gibi algılıyor. Halbuki bundan 25 sene evvel o gençlerimizin bilmediği, ambulansına benzin koyamayan bir sağlık sistemi vardı.”
Yanında 19. yüzyıl fantastik edebiyat yazarlarının bile gerçekçi filozoflar gibi kalacağı bir söylem düzeni…
Bunlar, ismini vermek istemediğim bir ülkede, adını söylememin sakıncalı olduğu bir ‘başgan’ın iktidarında oluyor. 

Вижте още

AYM’den tutsakların görüşmelerinin dinlenmesine bir kez daha ihlal kararı 

Политика януари 19, 20262 Mins Read

Hediye Yusif: Rojava saldırıları uluslararası komplodur

Политика януари 19, 20262 Mins Read

KCDK-E: Rojava’yı savunmayı kesintisiz sürdüreceğiz

Политика януари 19, 20262 Mins Read

Dilek Başalan: Savaşı durdurmazsak içinde bütün halklar yanacak

Политика януари 19, 20263 Mins Read

Kadınlardan Rojava saldırılarına tepki: Örgütlü mücadele yürütmeliyiz

Политика януари 19, 20264 Mins Read

Нов изход от Гренландия от Тръмп: „Времето е дошло и това ще бъде направено“

Политика януари 19, 20262 Mins Read

Два фронта в една и съща война: Сомалия и Минесота

Политика януари 19, 20265 Mins Read

Станал ли е Китай колонизатор?

Политика януари 19, 20265 Mins Read

Борба до истината

Политика януари 19, 20265 Mins Read

Гренландия

Политика януари 19, 20261 Min Read
Още новини
Икономика

Hedef Portföy, yönetim kadrosuna iki isim kattı

януари 19, 2026
Икономика

TCMB FAİZ KARARI TARİHİ: Merkez Bankası faiz kararı ne zaman açıklanacak? Faizler düşecek mi?

януари 19, 2026
Икономика

Beyaz Saray’dan CBS News’e ‘Trump’ın röportajını eksiksiz yayınla’ uyarısı

януари 19, 2026
Икономика

Karadeniz’in su ürünleri ihracatı 400 milyon doları aştı

януари 19, 2026
Икономика

2025 tablosu netleşti: İşte konut fiyatlarının en pahalı olduğu iller!

януари 19, 2026
Икономика

TMO, hububat ve bakliyat ekilişlerinde son durumu açıkladı

януари 19, 2026
Икономика

Bloomberg HT’nin kapsamlı ve özel Davos yayınları başlıyor

януари 19, 2026
Икономика

Tarımda tüm zamanların en yüksek yıllık ihracatı

януари 19, 2026
Икономика

Emekli maaş farkı yattı mı, ne zaman yatacak? 4c emekli maaş farkı takvimi belli oldu mu?

януари 19, 2026
Икономика

Bitcoin 92.000 doların altını test etti

януари 19, 2026
1 2 3 … 3 292 Next
Facebook X (Twitter) Instagram Pinterest
  • Начало
  • Анализи
  • Икономика
  • Новини
  • Политика
  • Спорт
  • Финанси
  • Още
    • Жени
    • Права и общество
    • Технологии
    • Лайфстайл
    • Общество
© 2026 ThemeSphere. Designed by ThemeSphere.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.