İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar ile Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyeleri hakkında, hapishane alanındaki faaliyetler gerekçe gösterilerek açılan davada kararını açıkladı.
Yaklaşık 10 yıl süren yargılamanın sonunda, bugün, 37 TUAD üyesi ile 10 ÖHD’li avukat hakkında “silahlı terör örgütü üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla mahkûmiyet kararı verildi.
Avukatlar, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde yaptıkları açıklamada “Bijî berxwedana ÖHD”, “Bijî berxwdana zindana” ve “Savunma susmadı, susmayacak” sloganları ile karara tepki gösterdi.
TUAD üyelerinin hapishanelerdeki hak ihlallerine karşı yürüttükleri hak mücadelesi, yaptıkları basın açıklamaları ve 2012’de cezaevlerinde açlık grevine giren mahpusların sağlık durumlarının tespitine yönelik faaliyetleri suçlama konusu yapıldı. ÖHD üyesi 12 avukat hakkında, hapishane ziyaretleri, duruşma takipleri ile meslektaşları ve müvekkilleriyle yaptıkları telefon görüşmeleri dâhil olmak üzere, mesleki faaliyetleri suçlamaya dayanak gösterildi.
Mahkemenin gerekçeli kararının önümüzdeki günlerde yazılması beklenirken, karara karşı istinaf yolu açık tutuldu.
“Cemaat’in yargı eliyle kurduğu kumpasın geçerliliğini kabul etmek”
Mahkemenin kararını bianet’e değerlendiren ÖHD İstanbul Üyesi Emrah Baran, davanın seyrini ve verilen cezaların anlamını şöyle anlattı:
“Dosyanın tamamını oluşturan deliller, Gülen Cemaati mensubu polisler, savcılar ve hâkimler tarafından üretildi. Bu kişiler tarafından usulsüz dinlemeler ve teknik takipler yapıldı; derneklere gizlice dinleme cihazları yerleştirildi, hapishanelerde avukat-müvekkil görüşme odaları dinlendi. ÖHD’li avukatlar hakkında başlatılan soruşturmalar da ‘iletişimin tespiti’ kararlarıyla başladı. Bu süreçte yürütülen soruşturma faaliyetleri, 2013 yılında 17-25 Aralık süreciyle birlikte Cemaat’in yargı ve emniyet içindeki etkinliğinin azalmasıyla fiilen sona erdi, delil toplama ve dinleme faaliyetleri durduruldu.
“Suçlama konusu yapılan hususlar, avukatların müvekkilleriyle cezaevinde yaptıkları görüşmeler, telefon konuşmaları ve kendi aralarında yürüttükleri duruşma takibi ile mesleki danışma faaliyetlerinden ibaret. Aynı şekilde, TUAD çalışanlarının tüzükleri gereği yürüttükleri dayanışma faaliyetleri de dosyada suç unsuru olarak yer aldı. Mahkeme, Cemaat mensupları tarafından kumpas niteliğinde oluşturulan fezlekeleri ve delilleri esas alarak, aralarında 10 ÖHD’li avukatın da bulunduğu sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verdi ve son derece ağır hapis cezalarına hükmetti. Bu karar, fiilen Cemaat’in yargı eliyle kurduğu kumpasın geçerliliğini kabul etmek anlamına geliyor.
ÖHD İstanbul Üyesi Emrah Baran, Fotoğraf: Erselan Aktan / 1+1 Express
“ÖHD’nin kriminalize edilmesi”
“Oysa Selam-Tevhid ve OdaTV davalarında, benzer delilleri üreten polisler, savcılar ve hâkimler yargılanmış ve mahkûm edilmişti. Ancak söz konusu dosya Kürtler ve Kürt avukatlar olunca, aynı yöntemlerle üretilen deliller kumpas olarak değerlendirilmedi; aksine mahkûmiyete esas alındı.
“Bugün bir yandan Kürt meselesinin çözümüne, şiddetin bir yöntem olmaktan çıkarılmasına ve demokratik siyasetin güçlendirilmesine dair söylemler sürerken, tamamı demokratik siyaset ve avukatlık faaliyeti kapsamında kalan eylemler nedeniyle avukatlara onlarca yıl hapis cezası verildiği görülüyor. Bu durum, ÖHD’nin yürüttüğü hak ihlali çalışmaları ile siyasi dava takibinin açık biçimde kriminalize edildiğini ortaya koyuyor. ÖHD olarak bu cezaların bizi durdurmayacağını bir kez daha ifade ediyoruz. Hak mücadelesine devam edeceğiz.”
“Halkımızın canı sağ olsun”
Öte yandan, Avukat Ramazan Demir, davada en yüksek cezalardan birine mahkûm edilen sanıklar arasında yer aldı.
Demir, kararın ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, örgüt üyeliği ve örgüt propagandası suçlamalarından indirimsiz şekilde toplam 11 yıl 3 ay hapis cezası verildiğini belirterek, “Halkımızın canı sağ olsun,” dedi.
Avukat Tamer Doğan ise şöyle dedi:
“Kürt halkının avukatlığını yaptığımız ve Kobane’ye destek verdiğimiz için 10 yıldır devam eden davada İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hepimize çeşitli madalyonlar taktı. Kısmetime 5 yıl 5 ay düştü. Kürt halkının avukatlığını yapmaya, soykırıma ve cihatçı çetelere karşı çıkmaya devam edeceğiz.”
Benim de kısmetime hem örgüt üyeliğinden hem de örgüt propagandasından indirimsiz olarak toplamda 11 yıl 3 ay hapis cezası düştü. Halkımızın canı sağolsun. https://t.co/ADZe6BTu2R
— Ramazan Demir (@ramazandmr) January 28, 2026
(TY)

