Suriye’de yaşanan çatışmalar ve ağır kış şartları nedeniyle Rojava’da derinleşen insani krize karşı yardım çağrıları sürüyor.
SDG’nin bazı bölgelerden çekilmesi ve müzakerelerin tıkanmasının ardından bir süredir geçici Suriye hükümeti ve ona bağlı güçlerin kuşatması altında olan Rojava’da günlerdir su, elektrik, internet ve iletişim hatları gibi temel hizmetlerin kesilmiş durumda.
Suriye’de iki insani yardım koridoru açıldı; BM’nin konvoyu Kobanî’ye ulaştı
Bugün 14:26
Ayrıca Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) başta olmak üzere insan hakları örgütleri, „büyük bir insani felaket“ uyarısında bulunarak, kent sakinlerinin ciddi gıda, ilaç ve bebek maması sıkıntısı ile karşı karşıya olduğunu bildirdi.
BM ve BCF yardımları ulaştı
Çağrılar devam ederken Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, hem Kobanî’ye hem de Haseke kentine yönelik birer insani koridor açtı. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından organize edilen, 24 tırdan oluşan insani yardım konvoyu Halep ilinden yola çıkarak Kobanî’ye giriş yaptı. Barzani Yardım Vakfı (BCF) da Rojava’ya bir insani yardım konvoyu ulaştırdı.
„Kürt kardeşlerimizi bırakmayacağız“
Öte yandan Kobani’ye ulaştırılmak üzere İHH 6 TIR, AFAD ve Kızılay ise 11 TIR yardımı yola çıkardığını duyurdu. AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise, AKP MKYK toplantısı sırasında Kobanî’ye 11 tır insani yardım gönderildiği bilgisini paylaştı:
„Orada insani bir durum var. Şartlar ne olursa olsun Suriyeli Kürtlerin, Arapların, Türkmenlerin yanındayız. Suriye hükümeti ile birlikte, onların açtığı insani koridorlardan ilk aşamada 11 tır gönderdik. bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda bırakmayacağız.“
Mevcut koridorlardan yardımlar sürerken Rojava’da derinleşen insani krize karşı uluslararası ve yerel kurumlardan ‘acil yardım’ çağrısı yapıldı. Türkiye’den yapılan açıklamalarda ise Suriye sınırında bir koridor daha açılması istendi.
Çağrılar
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Yerel Yönetimler Kurulu: „Bizler Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu olarak, tüm belediyelerimizle birlikte bu ağır tabloya karşı insani ve ahlaki bir sorumlulukla seferberlik hali başlatmış bulunuyoruz. Belediyelerimiz, kent konseyleri ve demokratik kurumlarla birlikte Rojava halkının acil insani yardım taleplerini karşılamak için tüm imkanları seferber etmekte, kapsamlı bir hazırlık sürecini yürütmektedir. Belediyelerimiz bu süreçte üzerlerine düşen sorumlulukları eksiksiz bir biçimde yerine getirecektir.
Toplanan yardımların hızlı bir şekilde Rojava halklarına ulaştırılması adına ilgili makam ve merciler insani yardım koridorlarını açmalı, bu yaşamsal sürecin önünde hiçbir engel oluşturmamalıdır.
Tüm kamuoyunu da belediyelerimizin başlattığı bu insani yardım kampanyasına destek sunmaya ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz. Belediyelerimizin başlatacağı yardım kampanyalarına dair detaylı bilgiler de ayrıca kamuoyuyla paylaşılacaktır.“
Arap Alevi örgütleri: „Suriye’de yıllardır sürdürülen savaş politikaları, bugün halklara ve inançlara karşı yürütülen planlı bir yok etme ve tasfiye sürecine dönüşmüştür. Başta Aleviler olmak üzere Dürziler, Ezidiler ve Kürt halkı; sistematik katliamlar, zorla yerinden etmeler, kaçırmalar, işkence ve inanç temelli saldırılarla hedef alınmaktadır. Yaşananlar, Suriye’nin demografik yapısını zorla değiştirmeyi amaçlayan bilinçli bir imha politikasıdır.
Emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda desteklenen; HTŞ, IŞİD, Colani ve benzeri cihatçı-faşist yapılar, halkların iradesini yok sayan, mezhepçi ve gerici bir düzeni dayatmaktadır. Bu yapılara açılan her alan, halklara karşı işlenen suçların doğrudan parçasıdır. Bu anlayışın egemen olduğu bir coğrafyaya barış ve huzur gelmez.
Uluslararası güçlerin bilgisi ve gözü önünde Şeddat Hapishanesi’nden binlerce IŞİD militanının serbest bırakılması, yürütülen bu kirli savaşın yeni bir aşamasıdır. Bu bir ihmal değil, bilinçli ve politik bir tercihtir. Direnen Kürt kadınlarına yönelik saç kesme, teşhir etme ve beden üzerinden yürütülen aşağılayıcı uygulamalar; kadın kimliğini ve Kürt halkını hedef almıştır. Bu insanlık dışı eylemler; işkence, onur kırıcı muamele ve cinsel şiddet kapsamındadır ve açıkça insanlığa karşı suçtur.
Bugün HTŞ ve benzeri cihatçı yapılara alan açanlar; Alevilere, Ezidilere, Dürzilere ve Kürt halkına yaşam hakkı tanımamaktadır. Katliamcıları aklayan ve yeniden sahaya süren bu anlayış, halkların varlığını hedef almaktadır. Uluslararası hukukun ve insan haklarının ayaklar altına alınması kabul edilemez.
Biz aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; katliamları, zorla yerinden etmeleri, demografik mühendisliği ve HTŞ dâhil cihatçı-faşist yapılara verilen tüm destekleri en güçlü biçimde kınıyoruz. Halkların iradesi dışında kurulan hiçbir yapıyı meşru görmüyoruz.
Suriye’de akan kan derhal durdurulmalıdır. HTŞ, IŞİD ve benzeri yapılar dağıtılmalı, sahadan çekilmelidir. Yerinden edilen halkların ve son süreçte Kürtlerin güvenli ve onurlu dönüşü sağlanmalıdır. İnsanlık suçları cezasız bırakılmamalıdır. Sessizlik suça ortaklıktır.
AVRUPA ARAP ALEVİ FEDERASYONU, ASDA (Akdeniz Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Eğitim Ve kültür Vakfı), EHDAV (Ehl- i Beyt Kültür Dayanışma Vakfı, AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği), SAMANDAĞ ALEVİ DEĞERLERİ DERNEĞİ, HATAY ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE CEMEVİ DERNEĞİ, KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ MERKEZ ŞUBE, AKAD İskenderun (Alevi Kültürünü Araştırma Derneği), MIDIK DER (Mıdık Derneği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği), ANTAKYA AHAD DER (Arap Halkı Alevileri Dayanışma Derneği), KİLİKYA NEHİR DERNEĞİ ADANA ŞUBE, ÇUKUROVA ALEVİLERİ DERNEĞİ, ANTAKYA İMAM ALİ İNANÇ VE KÜLTÜR DERNEĞİ, SAMANDAĞ KALKINDIRMA DERNEĞİ, HADIR DER (Hadırlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği), AVRUPA ARAP ALEVİLERİ FEDERASYONU, ASKD (Akdeniz Sosyal Ve Kültür Derneği) Mannheim, Mannheim Konferenz Syrien, EHLEN DERGİSİ
Barış Araştırmaları Derneği (QAD): Sessizlik Can Alıyor: Kuzeydoğu Suriye’de Kitlesel Kıyımların Önlenmesi İçin Acil Çağrı – Hükümetleri, uluslararası kurumları ve küresel kamuoyunu, kuzeydoğu Suriye’de (Rojava) Kürt halkı ve diğer topluluklara yönelik yakın bir kitlesel vahşet ve yıkım riski bulunduğu konusunda acilen uyarmak amacıyla bu bildiriyi yayımlıyoruz. Büyük ölçekli sivil can kayıplarını ve geri dönüşü olmayan bölgesel istikrarsızlığı önlemek için derhâl siyasi, diplomatik ve insani adımlar atılması gerekmektedir.
Mevcut Durum: Rojava, haftalardır Şam yönetimine bağlı silahlı güçlerin; paramiliter ve cihatçı gruplarla birlikte yürüttüğü kapsamlı bir askerî ve ekonomik kuşatma altındadır. Bu güçler Türk hükümetinden doğrudan siyasi, askerî ve diplomatik destek alırken, uluslararası toplum bu saldırılar karşısında büyük ölçüde sessiz kalmaktadır.
Bu saldırılar sonucunda on binlerce sivil göçe zorlanmış; yerleşim yerlerinde elektrik, su ve internet erişimi sistematik biçimde kesilmiş ve insani yardım engellenmiştir. Güvenilir uluslararası izleme örgütleri, sağlık sisteminin çökmekte olduğuna dikkat çekerken; özellikle çocuklar arasında ilaç, gıda ve tıbbi bakım eksikliğinden kaynaklanan önlenebilir ölümlerin yaşandığını vurgulamaktadır. Raporlar, zorla yerinden etme, kaçırma ve sivil halka yönelik saldırılar dâhil olmak üzere uluslararası insancıl hukukun ciddi ihlallerini belgelemektedir. IŞİD’e karşı direnişin uluslararası ölçekte simgesi olan ve 2015 yılında uluslararası koalisyonun belirleyici desteğiyle özgürleştirilen Kobani kenti, bugün bir kez daha varoluşsal bir tehdit altındadır.
Stratejik ve Politik Bağlam: Rojava halkı ve yönetimi bir varlık-yokluk mücadelesi içindeyken, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye Özel Temsilcisi’nin, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) IŞİD’e karşı birincil güç olma rolünün “büyük ölçüde sona erdiğini” resmen ilan etmesi krizi daha da derinleştirmiştir. Bu kararın açıklandığı sırada, SDG’nin çekilmeye zorlanması sonucunda daha önce güvence altına aldığı gözaltı tesislerinden IŞİD tutuklularının serbest bırakıldığına dair belgelenmiş raporların kamuoyuna yansıması son derece düşündürücüdür.
Böylesi hayati derecede kritik bir aşamada, kilit önemde bir müttefik gücün sahada terk edilmesi; kendilerini “Suriye Arap Ordusu” olarak tanımlayan silahlı askerî ve paramiliter grupları, Kürt halkına, Hristiyan topluluklara ve diğer azınlıklara karşı tehcir ve kitlesel şiddet kampanyaları yürütme yönünde cesaretlendirmiştir. Bu saldırılar, insanlığa karşı suçlar ve etnik temizlik kapsamına girebilecek niteliktedir.
Trump yönetiminin bu basiretsiz politikası, yalnızca insani bir felakete yol açmakla kalmamakta; Aralık 2025’te Şam’da HTŞ’nin iktidarı ele geçirmesiyle cesaretlenen IŞİD ağlarının yeniden canlanmasına zemin hazırlamakta ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmektedir.
Hukuki ve Ahlaki Sonuçlar: Mevcut gidişat, sivilleri kitlesel vahşetten koruma yükümlülüğü başta olmak üzere, uluslararası hukuktan doğan temel sorumlulukların açık ve ağır bir ihlalidir. Bu ölçekteki suçlar karşısında sessizlik ve eylemsizlik, hukuken ve ahlaken fiilî ortaklık anlamına gelmektedir.
Acil Taleplerimiz: Amerika Birleşik Devletleri’nden, Avrupa Birliği’nden, Birleşik Krallık’tan, Arap Birliği’nden, Birleşmiş Milletler’den ve daha geniş uluslararası toplumdan derhâl aşağıdaki adımları atmalarını talep ediyoruz:
* İnsanlığa karşı suç kapsamına girebilecek toplu katliamlar, zorla yerinden etme ve benzeri suçlar dâhil olmak üzere her türlü kitlesel vahşetin derhâl önlenmesi.
* Kuşatmanın kaldırılması da dâhil olmak üzere mevcut ateşkes anlaşmasının, etkili izleme ve uyum mekanizmalarıyla desteklenerek tam, derhâl ve doğrulanabilir biçimde uygulanmasının sağlanması ve garanti altına alınması.
* Başta Haseke, Kamışlı ve Kobani olmak üzere çatışma bölgelerinde, uluslararası insancıl hukuka uygun biçimde, ateşkesin izlenmesi, doğrulanması ve sivillerin korunmasının çatışmaların tarafı olmayan güçlerce denetlenmesi.
* Etkilenen tüm bölgelere acil, güvenli ve engelsiz insani erişimin garanti altına alınması. Özellikle Kobani, ciddi gıda kıtlığı, yetersiz barınma, kritik tıbbi malzeme eksikliği ve bildirilen önlenebilir çocuk ölümleriyle işaretlenen akut bir insani acil durumla karşı karşıyadır.
* Kalıcı istikrarın sağlanması amacıyla, uluslararası arabuluculuk ve etkin denetim altında yürütülecek gerçek ve bağlayıcı bir siyasi müzakere sürecinin derhâl başlatılması.
* Savaş suçları, katliamlar ve demografik yapıyı değiştirmeyi hedef alan suç ve uygulamalara ilişkin tüm bilgi ve iddialar hakkında, bağımsız uluslararası soruşturmaların derhâl başlatılması.
Sonuç: Uluslararası toplumun süregelen eylemsizliği ve tepkisizliğinin sonuçları yıkıcı ve geri döndürülemez olacaktır. Bu nedenle, şimdi harekete geçmek hem hukuki bir yükümlülük hem de ahlaki bir sorumluluktur. Tarih, yalnızca şiddetin faillerini değil, müdahalenin hayat kurtarabileceği bir anda sessizliği tercih edenleri de yargılayacaktır.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES): „Kobane, Haseke başta olmak üzere geçici Suriye yönetimine bağlı Suriye Arap Ordusunun (HTŞ ve bileşenleri) elektrik ve suyu da keserek şehirleri kuşatması her an toplu ölümlerin yaşanmasına yol açabilecek niteliktedir. Basına 2 gün önce yansıyan bilgilere göre biri 2 aylık, diğeri 3 aylık, bir diğeri 2 yaşında ve 4 yaşında 4 çocuk açlık ve soğuktan dolayı yaşamını yitirmiştir. Yeni alınan habere göre çocuk ölüm sayısı 6’ya çıkmıştır.
SES olarak; bu duruma SESSİZ kalamayız. Bu nedenle Sağlık Bakanlığından acil müdahale ya da bizlere sağlık yardımı için koridor açılaması talebinde bulunduk.
Ulusal ve uluslararası ilgili tüm kesim ve kurumlara da acil çağrımızdır: Başta Kobanê olmak üzere; elektriği, suyu, interneti kesilerek kuşatma altına alınan Suriye’deki şehirlere yönelik insani ve tıbbi yardım koridoru açılması için harekete geçmelerini bekliyoruz.
Tüm illerdeki örgütümüz SES başta olmak üzere sağlık emek ve meslek örgütlerine de çağrımızdır: Sağlık Bakanlığına yazdığımız yazı doğrultusunda yardıma gitmeye hazır gönüllü sağlık ekipleri listelerinin oluşturulmasını, yaşanacak göç vb. bir nedenden dolayı ülkemize gelmek zorunda kalacaklara sağlık desteği için şimdiden hazırlıklı olunmalıdır.
SES olarak; Gölcük, Van, Bingöl, 6 Şubat depremleri ile Suriye Savaşı’nın ilk yıllarında gelen göçmenlere yönelik birikmiş pratiğimizle Suruç üzerinden açılacak bir insani koridorunda tıbbi ve insani her türlü desteği ulaştırmaya hazırız.“
(AB)

