İşkence edilerek gözaltına alınıp tedavisi tamamlanmadan tutuklan ve sevk edildiği cezaevinden hastaneye kaldırılan Diyar Koç’un tutukluluğuna itiraz edildi
Mêrdîn’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde Rojava’ya dönük HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter grupların saldırılarına karşı 20 Ocak’ta gerçekleştirilen yürüyüşte sınır tellerini geçerek, sınır duvarına ulaşan isimlerden biri olan Diyar Koç, askerler tarafından işkence edilerek gözaltına alındı. Durumunun ağır olması üzerine Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan Koç, tedavisi tamamlanmadan taburcu edilerek, çıkarıldığı savcılık tarafından tutuklamaya sevk edildi. Adliye koridorlarında mide bulantısı yaşayan ve iç kanama riski olan Koç, buna rağmen 23 Ocak’ta çıkarıldığı mahkemece “örgüt üyesi olmak” ve “Sınır ihlali yapmak” iddialarıyla tutuklanarak Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.
Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi’nden dün Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne sevk edilen Koç, durumunun riskli olması nedeniyle Dicle Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilerek, yeniden tedavi altına alındı.
Olay yeri tutanağını işkence yapanlar hazırlamış
Diyar Koç’un avukatları da bugün tutuklama kararına itirazda bulundu. Avukatlar, itirazlarında, Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararında, hem “kuvvetli suç şüphesi” hem de “delillerin toplanmakta olduğu” şeklinde birbiri ile çelişkili iki ayrı gerekçeye yer verdiğini belirterek, bu şekilde verilen kararın kanuna aykırı olduğunu belirtti. Olay yeri tutanaklarının Diyar Koç’a işkence ettikleri sabit olan kolluk görevlileri tarafından hazırlandığına dikkat çeken avukatlar, “Sorgu hakimliği kararında tutuklama tedbirinin yasal şartlarının oluştuğu yönünde yapılan değerlendirme, soyut, şablon ve somut olgularla desteklenmeyen bir nitelik taşımaktadır” dedi.
‘Somut tespit yer almadı’
Diyar Koç’un tahliye edilmesini talep edildiği itiraz dilekçesinde şu ifadeler kullanıldı:
“Bugün gelinen noktada, hakkında tutuklama kararı verilen bir kişinin yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor olması, verilen kararın ne denli hatalı, ölçüsüz ve telafisi imkansız sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Somut dosyada tutuklama kararının, dosya kapsamındaki hukuka uygun ve somut delillere değil, müvekkile işkence uygulayan kolluk görevlilerinin bu işkenceyi meşrulaştırmak ve örtbas etmek amacıyla bizzat kendileri tarafından oluşturulan bir toplumsal algıya dayandığı anlaşılmaktadır. Nitekim müvekkile işkence uygulanırken çekilen ve sonrasında sosyal medyada yayılan görüntülerin, işkenceyi uygulayan kolluk görevlisi tarafından kayda alındığı, bu suretle hem işkencenin belgelendiği hem de müvekkilin sınır hattında Türk bayrağının indirilmesine ilişkin olaylarla ilişkilendirilerek kamuoyunda suçlu profili yaratılmaya çalışıldığı görülmektedir. Buna karşın, müvekkil hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Türk bayrağını indirdiğine dair herhangi bir soru yöneltilmemiş, bu yönde herhangi bir suç isnadı yapılmamış ve dosya içeriğinde bu iddiayı destekleyen tek bir somut tespit dahi yer almamıştır.”
Kaynak: MA
İşkence edilerek gözaltına alınıp tedavisi tamamlanmadan tutuklan ve sevk edildiği cezaevinden hastaneye kaldırılan Diyar Koç’un tutukluluğuna itiraz edildi
Mêrdîn’in...

