Artık hepimizin eli müzik dinlemek için Spotify, Apple Music veya YouTube Music gibi platformlara gidiyor. Fiziksel bir albüme para verme devri, kaset ve walkman’lerle birlikte çoktan kapandı sanıyorsanız, Japonya CD satışları istatistiklerine bakınca şok olabilirsiniz.
Teknoloji devi Japonya, dünyanın geri kalanının aksine fiziksel müzik formatlarına sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ediyor. Peki ama neden? Japonlar teknolojiyi veya çevrim içi servisleri bilmiyor mu? Tabii ki hayır. İşin içinde müzikten çok daha fazlası, hatta milyar dolarlık bir „deneyim“ ekonomisi var. Gelin bu garip kültürün detaylarına inelim.
Müzik dinlemek için değil, dokunmak ve hissetmek için alıyorlar
Japonya’da müzik piyasasını domine eden ve „Idol“ olarak adlandırılan (J-Pop/K-Pop benzeri) gruplar, oyunun kurallarını çoktan değiştirdi. Bu ekonomide CD, sadece içine şarkı yüklenmiş plastik bir materyal değil; tam anlamıyla bir „ürün“ veya „bilet“ olarak görülüyor.
Hayranlar, sevdikleri grubun şarkılarını zaten dijital platformlardan dinliyorlar. Ancak o CD’yi fiziksel olarak satın almak, sanatçıya olan sadakatin bir simgesi. Üstelik satın alma motivasyonu sadece „destek olmak“ değil, kutunun içinden çıkan o büyülü fırsatlar.
Aynı albümden yüzlerce tane aldıran „el sıkışma“ çılgınlığı
İşin en ilginç kısmı burada başlıyor. Idol grupları, albümlerinin içine „el sıkışma etkinliği bileti“, özel konserler için „çekiliş kuponu“ veya her CD’de rastgele çıkan „koleksiyonluk kapak fotoğrafları“ yerleştiriyor.
Bu strateji sayesinde CD, bir müzik taşıyıcısı olmaktan çıkıp bir „deneyim biletine“ dönüşüyor. Örneğin; sevdiği sanatçıyla sadece 10 saniye el sıkışıp konuşabilmek için bir CD alan bir hayran, bu süreyi 5 dakikaya çıkarmak için aynı albümden 30 tane satın alabiliyor. Hatta grup içindeki popülerlik oylamalarında favori üyesine oy vermek için yüzlerce CD alan „süper hayranlar“ görmek Japonya’da sıradan bir durum.
Peki siz bir sanatçıyla tanışmak ya da 1 dakika sohbet edebilmek için 50 tane aynı albümü alır mıydınız? Yorumlarınızı bekliyoruz…

